|
|
December 30
|
|
|
|
|
 |
Ordudan "Ermeni katliamı" belgeleri
Genelkurmay Başkanlığı'nın "Arşiv Belgeleriyle Ermeni Faaliyetleri 1914-1918" başlıklı 8 ciltlik yayın dizisinin 3 ve 4'üncü ciltleri Genelkurmay ATASE ve Denetleme Başkanlığı Yayınları'nca yayınlandı.
Kapaklarında Ermeni terör örgütlerince 15 Temmuz 1915'te Diyarbakır Lice'de öldürülen Türkler ile yine 23 Temmuz 1915'te Diyarbakır'ın Hızırilyas Köyü'ndenkatledilen kadınlar ve çocukları gösteren fotoğrafların yer aldığı kitaplar Türkçe ve İngilizce yayınlanırken Osmanlıca orijinal belgelere yer verildi.
ATASE ve Denetleme Daire Başkanı Korgeneral Eyüp Kaptan, kitaplara yazdığı sunuşta "Dün, bugün ve gelecek çizgisinde, toplumların tarihten öğrenecekleri bilgi sonsuzdur" dedi.
Korgeneral Kaptan, tarihte bilginin doğruluğunun belgelerle kanıtlandığına dikkat çekerken, "Tarihe mal olmuş olayların da bilimsel ölçütlerde değerlendirilmesi ancak belgelerle yapılabilir" dedi.
Tehcir uygulaması öncesinde örgütsel faaliyetlerin hangi düzeylere vardığını gösteren belgelerin düşündürücü olduğunu ifade eden Korgeneral Kaptan, "Yasal olarak göründükleri halde, yasadışı eylemlere kalkışan Ermeni terör örgütlerinin nasıl bir kaos ortamı yaratmayı hedeflediklerinin" belgelerde görüleceğini ifade etti.
Korgeneral Kaptan, sunuşunda şöyle dedi:
"Hukukun üstünlüğü prensibi, devletlerin temel prensiplerindendir. Bu belgelerde açıkça görülecektir ki Devlet, her zaman ve her koşulda hukukun üstünlüğü prensibinden ödün vermediği için, hukuka aykırı hiçbir işlem yapmaktan da özenle sakınmış ve keyfiliğe hiçbir şekilde fırsat tanımamıştır."
EMİRLER PARİS MERKEZLİ
Kitaplardan 3'üncü ciltte Ekim 1914'te Talat Paşa ve Bakanlar Kurulu üyelerine yönelik suikast girişimi, bununla ilgili olarak yakalanan Hınçak örgütü üyelerinin ifadeleri, hazırlanan iddianame, suikast girişiminin dış bağlantısı, örgüt militanlarının kışkırtılması, yargılananlar hakkında verilen kararların dayandığı Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri yer alıyor.
3'üncü ciltte yer alan en ilginç bilgi ise Türklere yönelik katliamları ve suikastleri gerçekleştiren Hınçak örgütünün karar vericilerinin "Paris merkezli" faaliyet göstermeleri ve oradan "emir" almaları. Tüm örgüt üyeleri Hınçak'ın Paris merkezli olduğunu ve emirlerin oradan alındığını açıklıyorlar.
ARTİN CİHAN GÜLYAN 9 ŞUBAT 1915 DEKİ İFADESİNDE ŞU AÇIKLAMALARI DİKKAT ÇEKİYOR :
-En büyük merkeziniz neresidir?Paris
-İstanbul merkezi nasıldır? İkinci derecedir. Bulgaristan, Romanya, Rusya, Amerika, ve İran'daki şubeler doğrudan doğruya Paris'e bağlıdır. Türkiye içindeki şubeler Türkiye merkezine bağlıdır.
-Genel kongreyi hangi merkez teklif eder? Öncelikle, genel merkez, yani Paris teklif eder."
HINÇAK ÜYESİ ARZRUNİ EFENDİ'NİN 10 ŞUBAT 1915 TARİHLİ İFADE TUTANAKLARINA ŞÖYLE YANSIYOR:
-O halde gerek Türkiye ve gerekse diğer devletlerdeki merkez ve şubeler tamamen Paris'e bağlıdırlar, değil mi? Onun tarafından bir kongre toplanması teklif edilirse, kabul etmeye mecbursunuz değil mi?
Evet, doğal olarak bağlıyız, kongre teklifini önceden söylemiştim. Teklif ettiği zaman kabul etmek zorundasınız."
Kilis Ermeni Hınçak Örgütü katibi Vahan Tomasyan'ın ifadesinde ise "Kulüp defterinde adı geçen, Ermeni askerleri ve müfrezeler ne demektir" sorusuna verdiği "Ermeni askerinden biz parti üyelerini anlarız. Müfreze de partidir" yanıtı dikkat çekiyor.
Kitabın 4'üncü cildinde ise Ermeni emelleri, terör faaliyetlerine karışan Ermeni teröristlerin idam kararları ve Padişah Mehmet Reşat'ın buna ilişkin onay kararı, Hınçak örgütünün şubelerine isyan içeren bildirgesi, son Hınçak Örgütü'nün ana tüzüğü, Hınçak örgütünün gizli amaçlarının ifade edildiği bildirge ile bomba imha edip saklayanlar ile gizlice örgüt üyelerine verenler hakkındaki mahkeme kararları yer alıyor.
KATLİAMLAR İÇİN "ÜZÜNTÜ VERİCİ EYLEM" DEYİMİ KULLANILDI
Hınçakyan örgütünün 7 numaralı genelgesinde ki "Geçirmekte olduğumuz önemli günler, Türkiye Ermenilerinin kurtuluşlarını ve kendi yönetimlerini belirleyebileceğinden şu anda illerdeki Ermenilerin azimli, kararlı ve kendilerine yakışacak surette hareket etmeleri lazımdır. İşte bundan dolayı ortaya çıkan durumu ve üzüntü verici eylemleri bildirmek zorunlu oluyor" ifadeleri dikkat çekiyor. |
|
|
|
Osmanlı İmparatorluğu dönemine ait orijınal yazışmalar ve nüfus kayıtlarının bulunduğu Genelkurmay Başkanlığı'nın arşivinde, Ermeni soykırımı iddialarını çürüten belgeler yer alıyor. Van, Erzurum, Erzincan ve Kars illerinde Ermenilerce katledilen Türkler'in insanın tüylerini ürperten görüntüleri orijinal fotoğraflarla gözler önüne seriliyor... | |
|
|
|
Genelkurmay Başkanlığı tarafından, 90 yıldır özenle korunan Ermenilerin katlettiği Türkler'e ait tarihi belge ve fotoğraflar... | |
|
|
|
Genelkurmay Başkanlığı tarafından, 90 yıldır özenle korunan Ermenilerin katlettiği Türkler'e ait tarihi belge ve fotoğraflar... | |
|
|
|
Genelkurmay Başkanlığı tarafından, 90 yıldır özenle korunan Ermenilerin katlettiği Türkler'e ait tarihi belge ve fotoğraflar... | |
|
|
|
Osmanlı İmparatorluğu dönemine ait orijınal yazışmalar ve nüfus kayıtlarının bulunduğu Genelkurmay Başkanlığı'nın arşivinde, Ermeni soykırımı iddialarını çürüten belgeler yer alıyor. Van, Erzurum, Erzincan ve Kars illerinde Ermenilerce katledilen Türkler'in insanın tüylerini ürperten görüntüleri orijinal fotoğraflarla gözler önüne seriliyor... | |
|
|
|
Osmanlı İmparatorluğu dönemine ait orijınal yazışmalar ve nüfus kayıtlarının bulunduğu Genelkurmay Başkanlığı'nın arşivinde, Ermeni soykırımı iddialarını çürüten belgeler yer alıyor. Van, Erzurum, Erzincan ve Kars illerinde Ermenilerce katledilen Türkler'in insanın tüylerini ürperten görüntüleri orijinal fotoğraflarla gözler önüne seriliyor... | |
|
|
|
Osmanlı İmparatorluğu dönemine ait orijınal yazışmalar ve nüfus kayıtlarının bulunduğu Genelkurmay Başkanlığı'nın arşivinde, Ermeni soykırımı iddialarını çürüten belgeler yer alıyor. Van, Erzurum, Erzincan ve Kars illerinde Ermenilerce katledilen Türkler'in insanın tüylerini ürperten görüntüleri orijinal fotoğraflarla gözler önüne seriliyor... | |
|
|
|
Genelkurmay Başkanlığı tarafından, 90 yıldır özenle korunan Ermenilerin katlettiği Türkler'e ait tarihi belge ve fotoğraflar... | |
|
|
|
Genelkurmay Başkanlığı tarafından, 90 yıldır özenle korunan Ermenilerin katlettiği Türkler'e ait tarihi belge ve fotoğraflar... | |
|
|
|
Genelkurmay Başkanlığı tarafından, 90 yıldır özenle korunan Ermenilerin katlettiği Türkler'e ait tarihi belge ve fotoğraflar... | |
|
|
|
Osmanlı İmparatorluğu dönemine ait orijınal yazışmalar ve nüfus kayıtlarının bulunduğu Genelkurmay Başkanlığı'nın arşivinde, Ermeni soykırımı iddialarını çürüten belgeler yer alıyor. Van, Erzurum, Erzincan ve Kars illerinde Ermenilerce katledilen Türkler'in insanın tüylerini ürperten görüntüleri orijinal fotoğraflarla gözler önüne seriliyor... | | December 29 Soguk bir gece ayazı, çökmüş sokaklara,yalnızım. Sessiz ve karanlık yollar hayat sanki bugün donuk. Rüzgarda bugün oda tatilde.Yalnız bir gece daha Sorunlarımla kala kaldım,soğuk,ıssız bir gecede Düşünüyorum,bir yol arıyorum açılmak için denizlere Hayatın yalnızlığından uzaklaşmak istiyorum sessizce Umut,hayal arıyorum,bilinmezlerde,düşlerde Belkide korkuyorum,belkide anlamsız geliyor hayatın bilinmezlerinde. Duygularım karma karışık,şaka gibi,tuhaf.... Anlamsız,anlatılmaz bir yalnızlık ve bilinmezler içindeyim Yok olmuşum içimde tüm benliğimde,acımasızım belkide Hiç soramıyorum,sorumsuz tavırlar,umutsuz bir vaka ile Köhne yalnızlığıma kahrede bilsem sessizce Biliyorum düzelecek derya denizler,mutlu bir gelincikle... Ama hatır bilmez densizliğim söylemez bir türlü bedenime Tuhaf bir düş gibi bakıyorum camdan soğuk bir kış gecesinde... 12.12.2008/01:25 Biz kimden özür dileyecekmisiz....
Çok uzaklara gitmeye gerek yok,tarihin derinliklerinede dalmaya gerek yok hiç ankarada cebeci asri mezarlığına gittinizmi orda ERMENİ ASALA TERÖR ÖRGÜTÜNÜN ŞEHİT ettiği ateşelerimizin yattığı mezarları siz gördünüzmü peki onlardan kimler özür dileyecek bir arkadaşımla konuşuyordum çok sevdiğim değerli bir arkadaşım bir sohbette bunları söyledi ve sayfamda belirtmemi istedi evet ben o mezarlıkta çalışıyorum ve onları herzaman rahmetle anıyoruz sadece ölüm yıldönümlerinde gelen 15-20 yi geçmeyen bürokratlardan başka birşey görmeden sade bir törenle andığımız bu insanları yıllardır hep hüzünle kalbimizde sakladığımız bu insanları bir çırpıda silen bu dünya bu türkiye benim ne dünyam olur nede türkiyem.......
onların kemiklerini sızlatacağıma ölürüm....
onlarki bu vatan için canlarını dökmüşler bu vatanın ayakta durdurmak için beyin güçlerini masa başında türkiyenin dik durması için uğraşmış bu insanların bu şehitlerin bu ukalaca yapılmış özür kampanyaları son derece ahlak dışıdır
ve diyorum ki
ankara cebeci asri mezarlığı dışışleri şehitliğine gelin kimden özürdiletmek istediklerini birde siz gözlerinizle görün unutmadan söyleyim onların 20 metre yakınlarında azerbaycanın ilk cumhurbaşkanının da anıt mezarı var
|
|
| Bombardıman devam ediyor
|
Hastanelerde yaralı koyacak yer kalmadı, cep telefonu ışığıyla ameliyat yapılıyor
29.12.2008 12:20
|
Gazze, İsrail bombardımanı altında ikinci gününü geride bırakırken, ikinci operasyon gününün sonunda, ölü sayısı 310'u, yaralı sayısı da 1420'yi buldu.
Bombardımanların yoğunlaşması, akaryakıt darboğazı yüzünden zaten zor durumda bulunan Gazze Şeridi'nde elektrik trafolarına ve kablolara da zarar verince, elektrik sıkıntısı had safhaya ulaştı.
Bundan en fazla, iki gündür aralıksız çalışan ve koridorlarda ameliyat yapan doktorlar etkileniyor.
Gazze'nin en büyük hastanesi olan Şifa'nın bir doktoru, AA muhabirine telefonla yaptığı açıklamada, "Şu anda sizinle konuşurken her tarafa bomba yağıyor. Son 10 dakika içinde 20 değişik yerden bombardıman haberleri geldi" dedi.
Patlamaların seslerinin çok net duyulduğunu belirten doktor, ambulansların artık bombalanan yerlerdeki ölü ve yaralıları almakta zorlandığını aktardı. Gazze'deki itfaiye araçlarından elektrik tamir araçlarına ve ambulanslara kadar her türlü aracın atılan füzelerin hedefinde bulunduğunu söyleyen doktor, ambulansların sadece bir bölümünün çalışabildiğini anlattı.
-CEP TELEFONU IŞIĞIYLA AMELİYAT-
Şifa hastanesi doktorunun verdiği bilgiye göre, elektrik kesintisi yüzünden bazı yaralılar cep telefonlarının ışığıyla ameliyat ediliyor.
Doktor, "hastanelerde yaralıları koyacak yer kalmadı. Koridorlar bile doldu. Sadece koridorda 30 kadar yaralıyı ameliyat ettim. Elektrik kesildi. Yaralılardan bazılarını, yakınlarının tuttuğu cep telefonlarının ışığı altında ameliyat etmek zorunda kaldım" dedi.
Filistinli doktor, telefon ışığı altında damar, sinir zedelenmesi gibi ameliyatları yaptığını belirtti ve şunları anlattı:
"Bombardıman sonrası hemen hastaneye gittim. Cesetler üst üste yığılmış vaziyetteydi... Bazılarının başı kopmuş; kiminin bacak ve kolları eksikti... Ama beni ve diğer doktorları en fazla şaşırtan, vücudunda hiç yara-bere bulunmamasına rağmen, inanılmaz şekilde beyin zedelenmesine uğramışların durumu oldu. Bu nasıl oldu bilmiyoruz...Bombalanan yerlerden 50 dolayında kişi böyle geldi ve durumları ümitsizdi... Bugün, en geç yarın ölürler diye bekliyoruz..."
"Ameliyat edilenlerin durumlarının pek parlak olmadığını, Gazze ile Mısır sınırındaki tünellerden bir miktar antibiyotik geldiğini, onlarla idare ettiklerini" söyleyen doktor, tünellerin 40'ının bugün bombalandığının hatırlatılması üzerine, "Evet, son hayat damarlarımızı da kesiyorlar" diye konuştu.
-"HİÇBİR ŞEYSİZ BİR ŞEYLER YAPMAYA ÇALIŞIYORUZ"-
Bir başka doktor ise "Son iki günü günü çok zor yaşadık. Normalde, ambargo altında olmayan bir ülkedeki hastaneler bile, birkaç dakika içinde 300-400 yaralının geldiği durumdan etkilenir. Biz ise hiçbir şeysiz bir şeyler yapmaya çalışıyoruz" dedi.
Doktor, gelen ölü ve yaralıların durumlarını, "Ben doktor olarak bile etkilendim. İnsanın sınırlarını aşıyor" ifadesiyle anlatmaya çalıştı ve şöyle devam etti:
"Her köşede ölüm var. Ölümler, insanlara günlük zorluklarını, açlığını unutturdu. Unutturmasa bile geri plana attırdı. Ama zaten çok kötü bir noktaya gelmiştik Gazze olarak. O yok, bu yok... Evimde her türlü şeyle çalışan alet var; gazla, elektrikle... Ama hiçbiri çalışmıyor. Elektrik 6 saat geliyor, 12 saat yok. Sadece bombardımanların etkisiyle değil. Trafolara aşırı yük biniyor, kendi kendine yanıyor trafolar. Tamir ediliyor, beş dakika sonra yeniden yanıyor."
-İSRAİL ASKERLERİ OPERASYON HAZIRLIKLARINDA-
İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde hava akınlarını sürdürürken, İsrail birlikleri de Gazze çevresinde yoğunlaşmaya başladı. Gazze ile İsrail sınırı arasındaki Erez geçiş noktasının hemen 300-500 metre civarında, askerler geçici üsler oluşturan İsrail ordusu, buralarda tankları ve zırhlı buldozerleri muhtemel bir kara operasyonu için hazırlamaya başladı.
Askerlerin konuşlandığı yerlere kadar gelen hahamlar, onlara destek veriyor. Askerlerle hahamlar, akşam dualarını birlikte ediyor.
Aynı yerde bulunan Bölge Koordinasyon ve İrtibat Ofisi Başkanı Albay Moşe Levi, hazırlıklar sürerken AA muhabirine yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'ndeki durumdan Hamas'ı sorumlu tuttu ve şunları kaydetti:
"Biz 2005'te Gazze'den çekildik. Ne bir İsrail askeri kaldı, ne de bir sivil. Ama sonrasında ne oldu? Hamas burada bir terör ortamı yarattı. Mısır'dan Gazze'ye silah kaçırıyorlar. Her gün İsrail'in güneyindeki sivillere roket saldırıları düzenliyorlar. Bunu durdurmamız gerekir."
Moşe Levi, operasyonun tek amacının İsrail'in güneyindeki vatandaşlarının huzurunu sağlamak olduğunu ifade etti ve "İsrail, bölgenin en güçlü ordusudur. Her şeyi yapabilecek kapasitemiz var" dedi.
Muhtemel bir operasyon için hazırlanan askerlerin sayısını vermeyen ve operasyonun ne kadar süreceği konusunda tahminde bulunmayan Levi, güneyde düzenlenecek bir kara operasyonunun, İsrail'in Lübnan'la sınırında Hizbullah ile geçmiştekine benzer bir çatışmaya neden olup olmayacağı sorusuna, "Bizim için Hamas ile Hizbullah'ın farkı yok. İsrail ordusu, her ikisiyle de mücadele edebilecek güçtedir" cevabını verdi.
Bir kara operasyonunun, Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin El Kassam Tugaylarının da aralarında bulunduğu 3 militan grup tarafından kaçırıldıktan sonra, 2,5 yıldır Gazze'de tutulan İsrailli asker Gilad Şalit'in durumunu tehlikeye atıp atmayacağı yolundaki bir soruya karşılık da Levi, "Şalit'in hayatı Hamas'ın sorumluluğundadır" ifadesini kullandı.
Levi, bu arada Gazze'deki Filistinlilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere Filistin Yönetimi başta olmak üzere, Katar ve Ürdün gibi ülkelerle sürekli temas halinde olduklarını, insani yardımların geçişine onay vereceklerini belirtti.
İsrail kabinesi, Savunma Bakanı Ehud Barak'ın yedek askerlerin silah altına çağrılması talebine onay vermişti. 6700 yedek askerin orduya çağrılacağı bildirilirken, Bakanlar Kurulu Sekreteri Oved Yehezkel, "Önümüzdeki günlerde İsrail savunma kuvvetleri daha fazla yedeği çağıracak" dedi.
Savunma yetkilileri ise bazı yedeklerin Gazze çevresindeki yerleşimlerin korunması için harekete geçtiğini belirtirken, yenilerinin de çatışmaların şiddetlenmesi ihtimali üzerine, silahlı kuvvetlerin hazırlıklarını tamamlamasına yardımcı olacağı bildirildi. | | | İnsan oğlu bu vahşete yüzyıllardır seyrediyor inanılması güç ama bu gerçekle yaşamaktan başka yapa bileceğimiz pek birşey de yok orta doğunun zengin petrol ülkelerini yöneten güçler amerikan sionizminin etkisi altında sadece filistindeki olayları seyretmekten başka bir iş yapmıyorlar
iran ve diğer amerikan karşıtı ülkeler ise filistinlileri silahlandırarak onları amerikan çıkarlarının tam göbeğinde bulunan israil devletine bir güç gösterisi olarak kullanıyorlar zavallı filistinliler demekten başka bir seçenek yok oysa bir yol bulmamız gerek miyormu sizce
Bir yilda iyi dostlar olabiliriz,
Gelecek yil, çok iyi dostlar olabiliriz,
Ondan sonraki yil hep konusmayada biliriz,
Ve hiç konusmakta istemeyebiliriz daha sonraki yil,
O yüzden sadece demek istiyorum ki, Eger birgün seninle hiç konusmasakta,
Sen teksin benim için ve sen benim dünyami degistirdin,
Seni izliyorum, saygi duyuyorum, ve taktir ediyorum.
Bunu bütün arkadaslarina gönder,
Her zaman konusmuyor olsanizda,
Her zaman birbirinize çok yakin olamasanizda,
Ve bunu sana gönderene gönder.
Eski arkadaslarinada gönder ki onlari unutmadigini bilsinler, Ve yenilerede, ki onlari da asla unutmayacagini bilsinler. Hatirla, herkesin bir dosta ihtiyaci var, Birgün, belki kendine DOSTLARIM YOK dersin,
O zaman bu yaziyi hatirlat kendine,
ve rahatlat kendini onlari düsünerek GÜLÜMSE
December 08 2008 yılının son aylarına gelmiş bulunmaktayız... hayatın bir anlık olduğunu var sayarsak değer verdiğimiz herşeyin içinde olma insana daha bir haz veriyor o yüzdende dini bayramlarımıza hiç önem vermediğimiz kadar değer vermeliyiz bu hazı bu duyguyu yaşamak için diyologlarımızı akraba ziyaretlerimizi oldukça sık yaşamalıyız biliyoruz ki günümüz teknoloji çağı olsun bu teknoloji çağının tüm olanaklarından oldukça daha fazla yararlanalım tamam gidemiyorum diyorsun o zaman interneti,ceptelefonu videofonu vs yani insan aramak istediğine amerikada dahi olsa ulaşır yeterki istesin akrabalığın en önemlisi insanlara değer vermenin ne kadar önem arz ettiğini bilmeleri onlardan sonraki gelecek nesle aşılamak o kadar önemliki anlatılamaz belki bizden sonraki nesil kurban bile kesmeyecek bilinmez onlara kurbanı,yada bayramlarımızı örfümüzü,anenelerimizi anlatacak kimse olmaz ise nesil nereye neye bakacağını bilemeez ben babamdan böyle birşey görmedim der çıkar işin içinden sağlam temellere oturmuş bir nesil yaratmak sanırım bizlere büyüklerimize düşüyor bunlar bizim elimizden kayıp gitmeden birşeyler yapmalıyız... Batı uygarlığının,hani mehmet akif ersoy istiklal marşında dediği gibi medeniyet dediğin tek dişli canavar benzetmesi bu batı kültürüyle yuğrulmuş neslin kendi benliklerinden yurttaşlıklarından örf ve aneneliklerinden ne kadar uzaklaşmış olduğunu hepimiz görmekteyiz bu nesil bir nebze de olsa bizleriz benim,kardeşim,ablam ,arkadaşım vs biz şuan bu kültürün ilk kurbanlarıyız bizden sonraki nesil dahada bu tek dişli canavarın pençesine düşecek aslını neslini cettini hatırlamayacak durumlara düşecekler.... Hani kurtuluş savaşında cephede kazanamadıkları savaş varya işte şimdi o savaşı yavaş yavaş ve sindire sindire kazanıyor hemde ta içimizden vurarak belkide geri dönülmesi olmayan yaralar açarak birdaha kurtuluş savaşı olmayacasına benligini duygusunu atasını kaybetmiş bir nesil olamaz.... geçenlerde bir komşum annesine baktığını söyledi buraya kadar normal anormallik yok kadın 75 yaşında tam 5 çocuğu ve sayısını hatırlayamayacağım torunu ve torununun torunu var neğüzel dünyada bir dikili ağacı var güzel bir dünya bırakmış allah uzun ömürler versin bu teyzeme, neyse konumuz söyle gelişiyor bu teyzemizin eşi vefat etmiş çocuklarının yanında birer ay kalıyor dikkatinizi çekerim bireray ve birgün bile bu uygulama sekmezmiş ne kadar acı bir tablo değilmi annesine bakmak bu kadar ağırlarına gidebiliyor insanların ve burdaki acı olay aya dökmeleri ha bide annem çok konuşuyor eşlerinin yanlarında fazla tepki vermemesini istiyormuş annesinden ne kadar acı bir gerçekle yaşıyor farkında bile değil aslında ve bunu bize anlatmak onun icin normal birşey miş gibi geliyor ben buna zavallı demekten başka birşey diyemiyorum bunu söylerken yanımızda kendi oğluda var ya kardeşim aynı uygulamayı kendi oğlun yapsa sen ne durumda olursun bi söylesene ne kadar acı bir durum değilmi işte bu gibi olaylar ne kadar yozlaşmış olduğumuzu bu durumun devam etmesi bizi nerelere ve nelerle karşılaştıracağını önümüzün nekadar uçurumlarla dolu olduğunu gösteriyor çocuklarımızı,örf ve adetlerimizle yetiştirmeye akrabalarımız tanıtmaya hiç biryerlere gitmesek bile onlara geçmişimizin güzelliklerini anlatmaya saygıyı sevgiyi büyüğü,küçüğü öğretmeye daima özen gösterelim atalarımız boşa demiemiş'AĞAÇ YAŞKEN EĞİLİR' diye December 06 bir boşluktayım kayboluyorum yavaş yavaş uslandım ama halen kayıyor ayaklarım yanlızlıklara doğru yavaş yavaş...Hani yanımda ki arkadaşlarım bir anda kayboldular neredeler seslenişimi duyuyorlarmı bilmem,sonu olmayan düşünceler penceresine bakar gibiyim bilinmezlerdeyim. Sustum,yoruldum,inancımı kaybetmiş bir yerlere tabiri caiz ise pıstım,sanki karanlık bir yerde sonunu bekleyen zavallı sokak çocuklarını andırırcasına karanlığa gömüldüm.
düşünmek isterdim aslında geçmişte ne hatalar yaptım diye ama ne faydası olacaktıki neyi artık başara bilecektim yada neyi değiştire bilecektim... sorumsuz bir yaşantım sorumsuz harcamaların arasında şimdi hayatın esiri olmuş konuşmaktan çabalamaktan yorulmuş,savaş kaybetmiş bir asker edasıyla sonumun ne olacağını bekler gibi duruyordum umutsuz,mutsuz bir hayatın içinde gömülü bir asker..
taa derinden seslenmek isterdim inan kendi benliğime mahkumiyet benim stilimdeki insanlara ölüm gibi birşey dir aslında şuan pek yaşıyor gibi de değilim duygusuz umutsuz neyapacağını bilemeyen bir ot yığınını andırmaktan başka birşeydeğildim aslında
bir çözüm üretmek iyi birşey olsa gerek aslında ama yinede çözüm biraz uzak,zamana bıraklılan herşey bana dahada uzak geliyor nerelere neye bakacağımı şaşırmış bir edayla yürüyor gidiyorum yoluma nereye gidebilirsem oraya kadar gidelim gidelim evet bu yanlızlık ortamının olmayacağı bir dünyaya gidelim başka bir dünya olmaz biliyorum ama rayış evet arayış içinde olalım olmalıyımda.... ve bu kaostan çıkmanın tek yolu arayış yoksa başka bir çare gözükmüyor bu hayatta
KURBAN BAYRAMINIZI EN İÇTEN DİLEKLERİM LE KUTLAR HAYIRLARA VESİLE OLMASINI TEMENNİ EDERİM..... December 01 1 Aralık Dünya AIDS Günü    Tespit edildiği 1981 yılından bu yana 40 milyon kişinin yakalandı. 29.6 milyon kişinin ölümüne neden oldu. AIDS, özellikle kadınları ve gençleri tehdit ediyor. BM: AIDS terör kadar tehlikeli... !!! BM, çağın vebası sayılan AİDS'in, dünya güvenliği açısından terörizm kadar tehlikeli olduğunu bildirdi. BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın isteği üzerine hazırlanan raporda, genel olarak enfeksiyon hastalıklarının insanlık için yarattığı tehlikeye dikkat çekildi, bu hastalıklardan yakın zamanda milyonlarca insanın ölebileceğine dikkat edildi.
Raporda, küreselleşmenin yayıldığı, dünyanın küçülerek adeta köy haline geldiği günümüzde, sanayileşmiş ülkelerin, gelişmemiş ülkelerden gelebilecek salgın riskinden korunmuş olmadıkları kaydedildi.
AİDS'in en fazla güney Afrika ve Asya ülkelerinde yayıldığı hatırlatılan raporda, en zengin ülkelerin sağlık güvenliğinin, en yoksulların salgın hastalıkları önleme becerisine bağlı olduğu vurgulandı.
İspanyol gribinden 1919'da yüz milyon kişinin öldüğü anımsatılan BM raporunda, benzer bir virüsün de ''kısa sürede on milyonlarca kişinin ölümüne yol açabileceği'' uyarısında bulunuldu. Raporda, AİDS'in uzun vadeli etkilerini bertaraf etmeye yönelik bir strateji belirlenmemiş olmasının kaygı verici olduğu da kaydedildi ve Güvenlik Konseyi'nin, ''barış ve uluslararası güvenlik açısından savaşlar, nükleer yayılma ve terörizm kadar tehlikeli olan'' AİDS konusunda özel oturum yapması önerildi.
AİDS'le mücadeleye ayrılan uluslararası fonların artmasına rağmen hastalığın yayılmaya devam ettiğini belirten BM uzmanları, hastalığın önlenebilmesi için yılda 10 milyar dolar harcamak gerektiğine işaret ettiler.     
|