İKOCAN's profileihsancelepPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    March 30

    aşık olmak bu değilde ne sizce(merak etmeyin şu an aklımda yok kimse)yakında olmasını çok isterim az kaldı bence

    negüzel bir duygudur anlatılamaz.tarif etmek ne mümkün ki insanlar başka başka yaşarlar herkezin kendince bir yaşama sevinci vardır insan o kadar tarifsiz kalır ki yazar ken bile anlatamıyorum.gözleri ışıl ışıl oluyor sanki dünya onun için cennet bahçesi vucudu öyle hisli ve sıcak ki karları eritecek sanki dudakları her kelimeyi öyle incelikle söylüyor ki kelimeleri sanki şair kesildi başımıza ellerindeki sıcaklı ellerine değdiğinde buhar olumuşcasına yağmur yağmış casına ıslanır her halukalde öyle anlatılmaz hisler geçerki insanın gözü onun gözünden başkasını kulakları onun sesinden başkasını duyamaz öyle hisli ve belirgin atarki o kalbi sanarsınki vücudundan fırlayacak heyecandan kelimeler aklına gelmez gözlerin gözlerine bakamaz olur bazen bir şeyler söylemek istersin ama sanki gözlerin ona söylemiştir herşeyi nefesini bazen alamazsın sanki boğuluyor gibi hissedersin ama onun varlığı yeniden yaşama kaynağı oluyormuş gibi gelir bedenine can suyu gibi saclarının teline dokunmaya kıyamazsın kelebek misali dokunsan uçacak gibi bedeninin sıcaklıığı içini kavurmaya başlar sımsıkı sarmak sarılmak istersin bilmem bu nedir aşk değilde  sanki
    March 27

    MUHSİN YAZICIOĞLU(ÜŞÜYORUM ŞİİRİ)

    İşte Yazıcıoğlu'nun Mamak Cezaevi'ndeyken yazdığı ve okuduğu
     
     
    ÜŞÜYORUM
     

    Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır
    Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
    Gözlerim parke parke taş duvarlarda
    Açılıyor hayal pencerelerim
    Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum
    Kekik kokulu koyaklardan aşarak
    Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
    Bir çeşme başı arıyorum
    Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
    Mis gibi nane kokuları arasında
    Ruhumu dinlemek istiyorum
    Zikre dalmış her şey
    Güne gülümserken papatyalar
    Dualar gibi yükselir ümitlerim
    Güneşle kol kola kırlarda koşarak
    Siz peygamber çiçekleri toplarken
    Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
    Huzur dolu içimde
    Ben sonsuzluğu düşünüyorum
    Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
    Durun kapanmayın pencerelerim
    Güneşimi kapatmayın
    Beton çok soğuk, üşüyorum..


    Muhsin YAZICIOĞLU
     
    BİR DEVRE DAMGASINI VURDU MEKANIN CENNET OLSUN

    gömüldüm ıssızlığıma merhametten yoksunca

    Zaman gidiyor sessizce farkına bile varamıyoruz
    umutsuz bekleyişler bitmek bilmiyor birtürlü
    sonralar yarınlar geçmiş tükenmiş daha yakin vakitler kalmamış
    içim sızladı derinden kurumuş gözler çorak topraklar gibi benliğimde
    gömüldüm ıssızlığıma merhametten yoksunca made in i.c
    March 26

    TRT Avaz

    TRT'nin, yüz milyonları kucaklayacak yeni yüzü "Avaz", Nevruz'la birlikte "merhaba" dedi.

    Balkanlar, Kafkasya ve Orta Asya'da 250 milyon izleyiciyle buluşacak TRT Avaz'ın açılışı da adı gibi görkemli oldu.

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "TRT Avaz, avaz avaz bütün Türk dünyasına seslenecek" dedi.

    TRT yeni bir yüzüyle daha milyonların karşısına çıktı.

    TRT'nin yeni kanalının adı, Ankara'da Anadolu Gösteri ve Kongre Merkezi'ndeki galada Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından açıklandı.

    Gül, "TRT'nin yeni kanalı Avaz'ın yayına başlaması dolayısıyla düzenlenen bu törende sizlerle beraber olmaktan büyük mutluluk duyuyorum, hepinize iyi akşamlar diliyorum. Sözümün başında TRT yöneticilerine, baştan sona hepsine bu teşebbüslerinden dolayı da teşekkür ediyorum, tebrik ediyorum../..Tabi şimdi Türkiye'nin bütün sathına bu yayın yapılıyor. Ama sadece Türkiye'ye değil 250 milyonluk Türk dünyasına, bütün Türk dünyasına bu yayın ulaşıyor, dolayısıyla bugün hep beraberiz, bütün Türk dünyasıyla hep beraberiz, bundan da büyük mutluluk duyuyorum.." diye konuştu.

    Galaya Cumhurbaşkanı Gül'ün yanısıra, Meclis Başkanı Köksal Toptan, Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, üst düzey bürokratlar, yabancı misyon temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.

    TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, "Bu kanal uzağı yakın eder birbirimizi yakınlaştırır ve aynı millet olduğumuzu 250 milyon 300 milyon olduğumuzu görüyoruz." dedi.

    Balkanlar, Kafkasya ve Orta Asya'nın sesi olacak TRT Avaz'da, Azerbaycan Türkçesi, Kazakça, Kırgızca, Özbekçe ve Türkmence programlara yer verilecek.

    Türkçe altyazının da kullanıldığı programlar bu ülkelerin sunucularıyla ekrana gelecek.

    Galaya, Türk dünyasının ünlü sanatçıları da katıldı. Sürpriz şarkılar ise ekran başındaki yüz milyonları coşturdu.

    trt avaz uydu frekans:12685 H  30000

    piramitler nasıl yapılmıştır

    Mısır Piramitlerin gizemi hala çözülmüş değil. Piramitlerin bazı odalarının içinde ne olduğu hala bilinmemektedir. Araştırmacıların çoğu ya içinde kayboldu ya da aynı yerde birkaç kez tur attıktan sonra geri döndüler fakat, içlerini göremediler. Piramit kimin adına yapıldıysa, onun bulunduğu odaya yılda iki kez güneş girdiği belirtilir.

     

    Gize piramitleri
    Gize piramitleri
    Gize piramitleri
    Piramit merdiven basamağı gibi sıra sıra inşa edilmişti. Bu şekilde tamamlanınca kalan taşları yerlerine kısa tahta kütüklerden yapılma makinelerle kaldırdılar. HERODOTOS, İÖ YAKLAŞIK 430.

    Piramit Eski Mısırlılar tarafından kraliyet mezarları olarak inşa edilen kare tabanlı, üçgen kenar yüzleri en zirvede birleşen tipik bir duvar işçiliğine sahip mimari yapı.
    ...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
    Mısır Piramitlerin gizemi hala çözülmüş değil. Piramitlerin bazı odalarının içinde ne olduğu hala bilinmemektedir. Araştırmacıların çoğu ya içinde kayboldu ya da aynı yerde birkaç kez tur attıktan sonra geri döndüler fakat, içlerini göremediler. Piramit kimin adına yapıldıysa, onun bulunduğu odaya yılda iki kez güneş girdiği belirtilir. (doğduğu ve tahta çıktığı günler olarak)
    Mısır'da yer alan piramitler Dünyanın 7 Harikasından biri olarak bilinir. Ehramlar olarak da bilinen Mısır piramitleri, çoğu eski ve orta krallık döneminde Mısır krallarının (Firavun) mezarları üstüne yapılmış büyük anıtsal yapılardır. Orta ve Güney Amerika’da Mayalar, Aztekler ve İnkalar tarafından benzer yapılar yapılmıştır, ama gerçek piramitler Mısır’dadır.
    ...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
    Mumyalarda rodyoaktif madde bulunduğundan; mumyaları ilk bulan 12 kişi kanserden ölmüştü. İlginçtir ki, Piramitlerin içerisinde ultra-sound, radar, sonar gibi cihazlar çalışmıyor. Piramitlerin içine kirletilmiş suyu, birkaç gün bırakırsanız; suyu arıtılmış olarak bulabilirsiniz. Hatta Piramidin içerisinde süt birkaç gün süreyle taze kalır ve sonunda bozulmadan yoğurt haline gelir. Öyle ilgiçtir ki, çöp bidonunun içindeki yemek artıkları bile, hiç koku yapmadan piramit içinde mumyalaşıyor. Bu da Mısır İmparatorluğunun matematik, fizik ve astronomi alanındaki gelişme seviyesini gösteriyor.

    h2>Matematiksel olarak Piramitler

    Bir piramidin inşaatı binlerce işçiyle yirmi seneden uzun sürüyor. Piramitler, Devasa Taş bloklarıyla kat be kat yükseldikçe, rampa yükseltilir, genişletilir ve uzatılır. Bazı piramitlerin dış yüzeyleri çıkıntısız, düz yapılardan oluşur. Bu belki de, kralın Güneş tanrısı
    Mumya sözcüğü çeşitli anlamlara gelir. 12. yüzyıl Arap seyyahlarından Abdüllatif, Mısır’da mumyanın ilaç olarak ucuza satıldığından söz eder. "Mumiya" ya da "mumiyai" Arapça bir sözcüktür ve asfalt, yani zift, ya da İran’da Derabgerd’deki mumya dağında olduğu gibi kayalardan doğal olarak çıkan madde anlamına gelir. Arap seyyahı mumya için "katran ile mürrüsafinin karışımıdır" der.
    ...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
    Ra ile buluşmak için güneş ışınlarını bir noktada yoğunlaştırması içindir. Vadi ile cenaze tapınakları kapalı bir ara yolla birbirine bağlanır. İlk yapılan piramit, kralın mimarı

    ...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
    İmhotep tarafından kral Zoser için yapılan Zoser piramididir. Bu piramit, 547.278 m'lik çok geniş bir duvarla çevrili, duvarın içindeki alanda dış yüzeyleri ince işlemelerle süslü yapılar oluşturuyor. İçleri ise, moloz ile dolu. Başka bir ilginçlik ise, Keops piramidinin yüksekliginin 1 milyarla çarpımı yaklaşık olarak güneşle dünyamız arasındaki mesafeyi veriyor. (149.504.000 km). Piramidin üstünden geçen meridyen, karaları ve denizleri tam 2 eşit parçaya bölüyor. Taban cevresinin, yüksekliğinin 2 katına bölünmesi pi=3.14 sayısını veriyor. Hatta piramidin içinde dünyanın ağırlıgı yazıyor. Bu da bizleri düşündürüyor. Ki, o dönemde bilim alanındaki gelişme, günümüz modern teknoloji aracılığıyla hala çözelebilmiş değil. M.Ö 3000 yıllarında eski krallık döneminde yapıldığı zannedilen dünyadaki en büyük üç piramit olan Gize piramitleri;
    Imhotep ("barış içinde gelen"), eski Mısır'da mimar, yazar, hekim, yaratıcı ve firavun Djoser`in veziri olan efsanevi kişi. Babası mimar Khanofer ve annesi Khereduankh'dir. Ronpetnofret adında bir eşi vardır. Imhotep 2700 M.Ö. civarlarında Mısır`da yaşıyordu.
    ...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
    Keops,
    Keops Piramidi ya da diğer adıyla Büyük Piramit, Giza Platosu'ndaki diğer sekiz piramidin arasında yaklaşık 30'uncu enlemde Nil Nehri'nin deltası üzerinde bulunmaktadır. Mısırlılar'ın mimari başarısında yüksek bir noktayı göstermektedir. Ancak nasıl inşa edildiği ya da hangi firavunun inşa ettirdiği hakkında fazla bilgi yoktur.
    ...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
    Kefren,
    Kefren Piramidi, grubun ortasında yer alan piramittir ve birçok yönden komşularından geri kalmaktadır. Büyük Piramit'in güneybatısında bulunur ve orijinal yüksekliği 143.51 metredir. Temeldeki kenar uzunlukları ortalama olarak 215.26 metredir. Büyük Piramit gibi, pusulanın temel yönlerine oturtulmuştur ama aynı tutarlılığı göstermemekte ve maksimum 6 dakikalık bir sapma yapmaktadır.
    ...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
    Mikerinos isimlerini aldıkları
    Mikerinos (ya da Menkaura - ya da Latince: Mycerinus) Mısır'ın dördüncü hanedanı döneminde (M.Ö. 2620 - M.Ö. 2480) bir firavun idi. 3. ve Giza'nın en küçük piramidi de O'nun döneminde yapıldı. Başlıca kraliçesi Khamerernebty II idi.
    ...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
    Firavun tarafından yaptırılır.
    Firavun Eski Mısır krallarına (aynı zamanda tanrı konumundadırlar) verilen isim.
    ...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
    Gize piramitlerini Mısır'daki piramitlerden ayıran en belirgin özellik, içlerinde yazı bulunmaması ve nasıl yapıldıklarının hala çözüme ulaşmamasıdır. Piramitler yalnızca Mısıra özgü de değildir. Piramitlerin gökyüzünü incelemek amaçlı yapıldığı da zannedilmektedir.

     

    TÜRKSAT KANALLARI TELETEKSTEN BULA BİLİRSİNİZ

    EAS PROMO KANALINDAN ALT YAZILARI TAKİP EDEMEYENLERE TÜRKSAT A.Ş DEN KOLAYLIK EAS PROMO KANALINDAN TELETEX SAYFASINI KULLANARAK TÜRKSAT 2A/3A FREKANSLARINA ULAŞA BİLİRSİNİZ
    EAS PROMO FREKANSI:11962 dikey 3333

    TÜRKSAT GÜNCELLEME FREKANSI DEGİŞTİ

    FLAŞH...FLAŞH.....FLAŞH....FLAŞH...FLAŞH.....FLAŞH...FLAŞH...FLAŞH.....FLAŞH
     
     
     
     
     
     
    TÜRKSAT 2A/3A UYDUSU GÜNCELLEME FREKANSI DEĞİŞTİ:
     11962 dikey 3333
     
     
     
     
    March 25

    HAFTA SONU ANKARADA NE YAPMALI

    Bu hafta sanırım ankara ve çevresi güzel bir bahar günü yaşayacağa benziyor seçim atmosverinden uzaklaşmak isteyen ankaralıları piknik alanlarını öneriyorum bu güzellikleri kaçırmayın............
     
    SOĞUK SU MİLLİ PARKI
     
    Ankara ili, Kızılcahamam ilçesi merkezindedir. Ankara'ya 80 km, kaplıcaları ile ünlü Kızılcahamam ilçesine ise 2 km uzaklıkta bulunan Milli Parka, Ankara-İstanbul karayolu ile ulaşılır. Arazi yapısı üzerinde; tabii görünüşünü koruyan karaçam, sarıçam, meşe ve kavak ağaçlarından oluşan ve alt flora yönünden zengin türlere sahip bir orman dokusu bulunmaktadır. Yaban domuzu, ayı, kurt, tilki, geyik, sansar ve kuşlardan kara akbaba ve kartal sık görülen yaban hayvanlarıdır.

    Milli park; doğal kaynak değerlerinin yanında, günübirlik sportif aktivitelerin gerçekleştirilmesine de oldukça uygundur. Bunlardan piknik, doğa yürüyüşleri, tırmanma gibi faaliyetler ziyaretçiler tarafından gerçekleştirilebilir.

    Milli parkın peyzaj görünümlerinin zengin çeşitlilik göstermesi, günün her saatinde peyzajın çekicilik özelliğini artırmaktadır. Ziyaretçiler saha içerisinde sıkılmadan bu zengin peyzaj çeşitliliğini seyretme imkanı bulmaktadır.

    Milli park piknik, doğa yürüyüşleri gibi aktivitelere uygundur, bu faaliyetler için gerekli tesislere sahiptir. Çadır ile konaklama mümkün olduğu gibi, bungalowlarda da kalınabilir.Kaynak: Milli Parklar
     
    KIZILCAHAMAM MİLLİ PARKI
     
    İç Anadolu coğrafyasında Kuzey Anadolu’nun gür ve ormanlık bölgelerine geçiş kuşağında yer alan Kızılcahamam Milli Parkı; iki ana vadiye açılan pek çok yan dere ve vadiler arası düzlüklerden meydana gelen jeomorfolojik bir yapıya sahip.

    Park alanı üzerinde, doğal görünüşünü koruyan karaçam, sarıçam, meşe ve kavak ağaçlarından oluşan ve alt flora türleriyle zenginleşmiş bir orman dokusu bulunuyor.

    Yaban domuzu, ayı, kurt, tilki, geyik, sansar ve akbabalar sık görülebilen yaban hayvanları. Cafe, restoran gibi tesislerin yer aldığı parkta bungalowlarda da konaklayabilirsiniz.
     
    MAVİ GÖL(bayındır barajı)

    Bayındır Barajı Mavi Göl, uzun bir süre Ankara'nın içme suyu ihtiyacını karşılamış olup, zaman içerisinde bu ihtiyacı karşılayamaz hale gelmiştir.

    Yoğun çabalar sonunda, Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne devredilen Bayındır Barajı, büyük bir rekreasyon alanına dönüştürülmüş ve baraj içindeki 6.5 milyon m3' lük su masmavi renginden esinlenerek "Mavi Göl" adını almıştır.

    Bayındır Barajı Mavi Göl Projesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı tarafından yapılmıştır.

    Bayındır Barajı Mavi Göl Rekreasyon Alanı; 85.000 m2 Yeşil Alan, 180.000 m2 Sert Zemin, 1.254.271 m2 Piknik Alanı ve 601.423 m2 Su Alanı ile toplam 2.120.694 m2'lik alan üzerine kuruludur.

    Rekreasyon Alanında;

    Piknik Alanları
    At Maneji,
    Çocuk Oyun Alanları,
    Spor Alanları,
    Marina ve İskeleler
    Araç ve Yaya yolları,
    Çay bahçeleri, WC 'ler bulunmaktadır.

    Mavi Göl, hem sahip olduğu doğal güzelliği hem de yapılan çevre düzenlemeleriyle eşsiz bir görünürne sahip olmuştur.

    Mavi Göl Park Alanında, Ankara'nın simgesi haline gelen Ankara Keçilerini de görmek mümkün olmuştur.

    Büyük bir emeğin ürünü olan Mavi Göl, görülmeye değer olup tüm Ankaralıların hizmetine sunulmuştur.kaynak:ankara büyük şehir web sitesi

    yada ...

     

    göksu parkı,harikalar diyarı,eymür gölü veya gölbaşı,karagöl bunlardan her hangi birisinne rahatca keyifle gide bilirsiniz güzel ve harika bir hafta sonu geçirmek mümkün

     

    sinema

     

     

    bu haftanın bence en iyilerinden birisi"GÖLGE"

     

    KONUSU:

    Selma nemfomandır, Selma hastadır. Hatta Selma katil bile olabilir… Yakın arkadaşı Halim’i kendi elleriyle evleneceği kadınla tanıştıran Nevzat karışık duygular içindedir şimdi.Halim körkütük aşık olmuştur. Arkadaşının sevdiği kadına. Artık hiç bir şey umrunda değildir. Karısı, çocuğu, annesi en yakın arkadaşı Nevzat, hatta kendisi bile… Selma gerçekten sevmekte midir yoksa kendine yeni bir av mı belirlemiştir?

    OYUNCULARI:

    Görkem Yeltan

  • Hikmet Körmükçü
  • Serkan Ercan
  • Kaan Çakır
  • Memet Ali Alabora
  • YÖNETMEN:

    Mehmet Güreli

    SENARYO:

    Peyami Safa (KİTAP)

     

    GÜZEL BİR HAFTA SONU GEÇİRMENİZ DİLEĞİYLE

     

     

     

    March 24

    sensizliklere yürümek

                                                               sensizliklere yürümek
     
    Ağladı gözlerim,kurudu dudaklarım,sensiz kör karanlıklardayım dayanılmaz bir acıyla
    Baktıkça o resmine sonsuzluk,uzaklarda sonsuzluk derinliklerde,yanlızlık içimde
    Hislerim köreldi dağlandı yüreğim,içim kan ağlamış son bulsun bu bedenim
    Baktıkça anlatamıyorum,anlatamamış o gözlerim kaybolmuşum sonsuzlukta meğer
     
    Gölgede kalmış zavallı çocukluğum,mutsuz yarınlarım,hüzünlü bakışlarım,terkedilmiş gibiyim
    Susuz kalmış çorak bir toprak,tek tesellim yüreğim kavusma sevdasıyla yanıp tutuşuyorum
    Mahşer benim günüm,birleşmemizin noktası sonsuzluk meleklerim beni senin için bekliyorlar
    Hayatımın incileri,bakışların kaybolmuş sonsuzluğa gider gibi sensizliklere yürür gibi   made in i.c
    March 23

    HAYAT ve İNSAN

    Soğuk havanın ardından yağan kar bu günün en güzel olayı diye biliriz.sabahın bu güzel saatinde insanların koşuşturma içinde olmaları karın ahengle dans edercesine yer yüzüne süzülerek inmesi sabaha farklı bir renk veriyordu belli bir bilinmez belkide farkında olunmayan bir yorumsuz,yorumu olmayan bir sanat biçimi diye bilirdik buhrandan kurtulmuş insanlar nasılda kendini sokağa atarcasına yollarda duruyorlardı sanki onları birileri mıknatısla kendine doğru çekiyor gibiydi nasıl bir değişim değilmi sonsuzluğun başlangıcı gibiydi. Bulutları araldığınız zaman sanki dunyanın her harikasını görecekmiş gibi parıldıyordu güneş, sanki bizle saklambaç oynamak istiyen yaramaz çocukları andırıyordu yerlerdeki karlar öyle bir parıldıyordu ki güneşi görünce sanki yerler inciler yakutlarla doluydu.
     
    Hani padişahın sultanı için yerlere serdiği inciler yakutlar elmaslar gibi parlıyordu ağaçların üzernde parlıyan kar tanecikleri yeni yılda ağaçları süzlemiş gibi hediyelerini bekliyordu o koşuşturmalar o arabalırn bu sabahı bugüzelliği bozma telaşı olmasa; ne kadar güzel, ne kadar harika olacaktı
     
     
    Hayat ve insan negarip bir ikili oluyordu ne garip bir döngü   uçurumların kesiştiği nokta bir arkadaşımın bir sözü aklıma geldi
     
    Hayat bir su veya toprak belkide gözyaşı yada yağmur yolunu şaşırmış bir bulut ama insan ve sudur ne toprak nede yolunu kaybetmiş bir bulut insan herzaman insandır...
    birden hava sogumaya başladı bulutlar sanki bir yere gitme telaşı içerisindeydi havanın içinden kurtulmak isteyen insanlarla doluydu sanki,gölgeler sanki bugün ritmini tutturmuşcasına bir oraya bir buraya gidiyordu ağaçlar rüzgarın kırbacından nasibini almışcasına  şiddetli bir şekilde sallanıyordu kar etkisini kaybetmiş güneşin ışıltısıyla hafiften çişelemeye başlayan yağmur bir birlerinden ayrılmış aşıkların gözyaşını andırıyordu sanki filimden bir sahne çekiliyorlar bende içinde bir rol arıyan oyuncuydum yağmur çiselerken,insanlar işe gitme telaşı içersinde  gitmek istedikleri yere varmak için hızlı bir şekilde ilerliyorlardı.rengaret şemsiyelerini açarak papatya bahçeesini andırıyorlardı,araba tekerlerinin ıslak asfalt zeminde çıkardığı sesler havaya ayrı bir gizem heyecan katıyordu koşuşan ayak sesleri orkestradaki amatör trampetcilerin ritme ayak uydurmaya çabalamalırını çağrıştırıyordu sokaklarda başı boş dolaşan köpeklerin havlaması sanki bu orkestrada bizlerinde olduğunu hatırlatmaya çalışan şarkıcının sesiydi.. Ağaçların arasından bir görünüp bir kaybolan evlerin loş ışıkları bu güzelim güne ayrı bir zevk ve heyecan katıyordu...
     
    Havanın bu kadar ahenkil bir şekilde ritme auyma çabası olaya ayrı bir renk katıyordu sabahın ilk ışıkları akşam ki koşuşturmaya nazanan bir sessizlik içindeydi damların sacaklarından düşen yağmur damları sessizliğe haykırırcasına yere düşüyordu hafiften esen rüzgar bu sessizliği bozmaya çalışan  haşara çocuğuklar gibiydi
     
    Günün biraz ilerlemesiyle hayatın o  güzellim gizemliği yeniden başladı insanlar birbirlerine üstünlük gösterme çabası içerisindeydi.Yağmurdan bozulan yollarda sadece çamur balçıkları ve su birikintileri vardı arabaların birbirleriyle yarış ediyormuşcasına gitmeliri bu çamurlu yolların ve su birikintilerinin durdemelerine yada yavaşlamalarına engel teşkil etmiyordu evler her zamanki şenliklerini bulmuşcasına hareketliydi çocuklar sanki yıllarca hapiste mahkum kalmış gibi dünkü yağmurun acınısın çıkarırcasına çamur ve su birikintilerine aldırmadan koşuyorlardı kundaktaki ağlaya çocukların sesi güne ayrı bir hayava katıyordu
    Mutfaklardan gelen o güzelim yemek kokuları insanı çileden çıkartıyordu gazete dağıtan çocuğun çıkardığı ses ise sabaha ayrı bir ahenk katıyordu belki bu sabahın bir özelliği vardır kimbilir ama hayır bu güzel sabah insanlarda görülmeyen bir ihtişamlık içerisinde olmasına sebep gibiydi onlar farkında olmadan işlerini yapıyorlardı sadece...
     
    Hani o piyanistin ritim tutturmak n yoğun bir çaba harcaması ve sonunda zafer kazanmış gibi ritmini bulması varya işte o ritmi insanlar sabahın o güzelim ışıltıları arasında yakalıyorlar aslında bu bir tiyatro oyununun bir sahnesi gibi hani bölüm bölüm oynanır sabah perde açar insanlar öğlen olunca mola verir akşam ise perdelerini kapatırlar böyle düşünürsek gerçekten de doğru görürürz.Sanırım insanların gölgesinde yaşamaktan dolayı bazı değerleri(küçük görünsede) görmekten uzaklaşıyoruz hani bir çiçek yapraklarını açtığı zaman  a... bak ne güzel açmış diyoruz fakat bir türlü daha ilerisine gitmiyoruz  o güzelim çiçeğin biraz daha ordada durmasına tahammül etmiyor ve onu kopartmak için çabalıyoruz...belkide bunu yaparken bazı özelliğimizi yitiriyoruz hayatı sadece ve sadece ince çizgiler üzerinde yürtmeye çalışıyoruz.
    Bu yüzden de ne zaman bir tedirginlik bir huzursuzluk(kuruntuya kapılsak)hissetsek czgi insana o kadar ince bir hat ciziyor ki oonun  üzerinde durmayı bırak cizginin inceliği insanı kösteliyordu belki de bu insanların yapay birer makinelere dönüşmelerinden kaynaklanıyordu kimbilir.
     
    Güneşin yavaş yavaş gökyününe yükselmesi(denizde sakin bir rota seyreden gemilergibi)insanın huzur dünyasına bir su serpiyordu belkide ounu ayıran diğer varlıklardan bu yaklaşımlarıydı ne dersiniz yanlış olmaz herhalde
    Şöyle bir düşünüyorda kendi kendime farklı görüyorum diyemiyorum çünkü aynı oluşum aynı moleküel yapı hiç bir farklılaşma yok sonunda hepimiz yok olup gidiyoruz değişik görüşler olası olsada yine de tekrar birleşme noktasına bir gün gelmemiz(oluşmamız) zaten bu ilahi kitapların hepsinde vardır mümkün olacaktır buna insanlar hem fikirdirler
     
    Bence dışardan yüzüme vuran bu rüzgarın bile bir hikayesi vardır diye düşünüyor hani ççuktan anlatırdı dedelerimiz ve büyük bir hevesle ve heyecanla dinlediğimiz o güzelim masal ve hikayeleri işte o geliyor aklıma nasıl bir hikayesi vardır kimbilir onunda
    Belki de insanlar gölgesinde saklanan bir varlığın etkisinde yaşamına devam ediyormuş gibi bir izlenime  kapılıyordu beni böyle düşünmeye itenne olabilirdi acaba
    Yağmur yadığı zaman sanki kuşlar ve insanlar daha geçmi uyanıyorlar bilmem ama bu benim erken kalktığım muhakkaktı.
     
    Buda bende huzursuz bir kişiliğe bürünmeme neden oluyordu hir zama ki gibi bu gün yapacağım işleri düşünmek ve öncikli bir plan yapman gerektiği hususunda odaklandım bu benim yapımda ve ddüzenli olmamdan kaynaklanıyordu herkez böyle olsa ne olurdu.
    Düzenli olmanın kimseye zararı yoktur değilmi?her zaman palanlı proğramlı kurallara uymak iyidir ancak fazla ileri gitmek bence yanlıştır bizim toplumumuzun düzenli ve kuralcı bir toplum değildir ancak avrupalı ülkeler gbi robotlaşmak diğer bir değişle hissizlemek beni birazda olsa düzenli ve kuralcılıktan  yana olmadığımzı için sevindiriyordu..
     
    İyi bir kahvaltı yapmaktan başka bir çarem yok sanırım diye düşünüyorum kendi  kendime
    March 22

    UMUTSUZ BİR KARANLIK VAR İÇİMDE

    Hayat neden benim istediğim yönde gitmez ki!!!!!!!!!!!
     
    neden ben diye soruyorum kendi kendime yanlızlığıma mı yanayım umutsuzluğumamı yanayım
    berbat bir birlikteliğime mi yanayım isyan etmemek elde değil insan bu kadar karamsarlık içinde olabilirmi bilemiyorum hayat bana bu kadar acımasız olamazsın olmamalıydın çünkü ben sana ne yaptım.....
     
    kim derdi bu kadar acımasızlığın içinde kaybolacaksın diye yüreğime sanki hancerler saplanmış kurşuna dizmişler gibiyim oysa bu durumda ölüden farksız olmalıyım değilmi hani prangalara vurulmuş insan misali yada çarmağa gerilmiş hz.isa tasviri gibi
     
    bir umutsuzluk içinde kayboldum,kalbimin derinlikleri bomboş yanlızlar rıhtımına doğru yürüyorum hayat ne yapmam lazım artık bilemiyorum bu kadar acımasız olma ne olursun bana
     
    bir şansı hak etmek için ne yapmalı?
     
    bir mutluluk versen bana ne olur,bir tutku versen ne olur,kaybolmuşların ardından el sallamaktan bıktım ey hayat umutsuz rıhtımlara yürümekten bıktım ey hayat ruhumu karanlıklara artık hapsetme ne olursun
     
    uzak diyarlara doğru süzülen kuşlar gibi özgür olmak istiyorum derin vakilere dalan o şahinin göl gesi bile olmaya razıyım ey hayat
    March 21

    DÜŞMAN İÇİMİZDE

    Terör
     
    yüzlerce,binlerce vatan evladımızı kahbe kurşunlara veriyoruz
     
    şehit ediyorlar yanı başımızdalar ama onlara dokunamıyoruz zırhlara bürünmüş kahbeler
     
    onları korumakla görevlendirilmişler
     
    Sanki duvarlar sanki zırhlar içinde kahkahayla gülüyorlar
     
    birde kalkmışlar barıştan kardeşlikten bahsediyorlar
     
    kardeş kardeşin kanına canına malina kastedermi hiç
     
    bak ağlıyor o kardeş dediğin yavrusunu,babasını,kocasını,dayısını,amcasını kaybetmiş bak
     
    hani kardeştik!!!! hani barış hani insanlık hani insan hakları
     
    düşman içimizde,düşman denizde değil düşman dağlarda değil düşman içimizde..........
    March 14

    LÜTFEN HAYATIMDAN ÇIK...

    Sevmek ne kadar güzel bir duygudur hayatın berrak berrak akar gider anlayamazsın duygularına gem vuramazsın cıvıl cıvıldır her taraf kimseyi göremezsin hiç anlayamazsın hayat bir anda geçmiştir.oysa sevmiyor isen karanlıklar dünyandır yaşayamazsın hiç hissedemezsin kendini bile bulamazsın yaşantın uzaklardadır kaybolmuşsundur,
    Hayatın anlamsızdır duyguların körelmiş mutsuzlugun içinde kaybolup gidersin yürümeyen,anlatılmayan,hissedilmeyen korkuların arasınna sıkıştırılmış duvar kağıtları gibi olursun
    Mahkumdan bir farkın yoktur,aslında bende şimdi öyle gibiyim esaretimin bitmesini bekliyorum bir an önce tutsaklığımın bitmesini özgür insan olmayı hani kanadı kırık bir kuşun yaralarını sararsınya işte bende yaralarımı sarıyorum bir an önce özgürlüğüne gökyüzüne uçma günlerini bekleyen güvercinler gibi,hayatın bu karmaşıklığında bende kendimi mahkum ettim hala anlayamadığım bir şekilde
     
    Evet insan duygularına gem vuramıyor ki silesin duygularım körelmiş olsada içimdekileri karşımdaki insana anlatmak herzaman iyi olmaya biliyor oysa dürüstlük bunu gerektirmezmi ben kendi inancımın doğrultusunda karşımdaki insana anlattım defalarca,defalarca,defalarca oysa o halen bunu kabullenmekten uzak....
     
    Bir insan sevmediği insanla acaba kaç saat durabilir ki......
    yada sevmediği yemeği kaç kaşık tada bilir kiiiiiiii
     
    her renk her zevk her tutku farklıdır herkezin acıları,duyguları hisleri farklıdır anlatsak ne kadar anlayabiliriz ki yada anlata biliriz ki sokaktaki yaralı kedinin acısını hissede bilirmiyiz?
     
    ya bizim acılarımızı başkaları hissedebilirmi?
     
    insan olmak başlı başına tarifsiz insanı bedenen tanımak bence doğru olmaz doğrulardan uzaklaşmanın temel kaynağıda bu sanırım ruhu güzelleştiren insanın duyguları değilmi ki?
    fizikselliğe önem veren bir ortamdayız oysa kaynağımız ruhumuz değilmi ruhumuzu daha da güzelleştiren karşımızdaki  insan değilmidir ki?
     
    sorular sorular belki yüzlerce belki binlerce belkide millyonlarca soruyu sorsak bilinmezlerle doludur
     
    hayat bu insan bazen mutlu olabiliyor bazen mutsuzda, bazen gülüyor bazen ağlıyor yaşamın gerceği bu aslında hayat böyle güzel acı çeken için güzel olabilirmi
     
    March 11

    GALATASARAY-HANBURG MAÇI ŞİFRESİZ İZLEYE BİLİRSİNİZ

     
     
                           şifresiz
     
     şifresiz   şifresiz   şifresiz   şifresiz   şifresiz   şifresiz   şifresiz  şifresiz   şifresiz   şifresiz   şifresiz   şifresiz  
     
     

    12 Mart perşembe saat 19:00 hamburg-galatasaray
    hotbird uydusu 11604 27500 frekansında ARD Das Erste
    kanalında şifresiz...
    19 Mart perşembe saat 21:30 galatasaray-hamburg
    hotbird uydusu 11054 27500 frekansında ZDF kanalında şifresiz...
    TÜRKİYEDE D-SMART TV ŞİFRELİ OLARAK YAYINLIYOR BİLGİNİZE
     
     
     
     şifresiz   şifresiz   şifresiz   şifresiz   şifresiz   şifresiz   şifresiz  şifresiz   şifresiz   şifresiz   şifresiz   şifresiz  
     
     
     
     
     
    HOTBIRT UYDUSUNDAN İZLEYE BİLİRSİNİZ AYRICA ASTRA 19.2 DEN DE YAYINLARI ALA BİLİRSİNİZ
     
    NOT :KAYNAK HABER (UYDU HABER)
     

    MEHMET AKİF ERSOY'U SAYGI VE MİNNET DUYGULARIMIZLA ANIYORUZ

    Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
    Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
    Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
    Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
    Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!

    'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

    'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

    Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;

    Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
    Hangi çılgın bana zincir vuracakmış

    Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?

    Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?

    İstiklâl Marşı


    İstiklâl Marşı


    Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
    Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
    O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
    O benimdir, o benim milletimindir ancak!

    Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
    Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celâl?
    Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
    Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal.

    Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
    Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
    Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
    Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

    Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
    Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
    Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
    'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

    Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
    Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
    Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
    Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

    Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!
    Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
    Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
    Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

    Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
    Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
    Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
    Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

    Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
    Değmesin ma' bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
    Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
    Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

    O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
    Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;
    Fışkırır  rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım;
    O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

    Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
    Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
    Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
    Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
    Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!