İKOCAN's profileihsancelepPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    September 25

    KAZIM KANAT'I KAYBETTİK TÜM SPOR CAMİASININ BAŞI SAGOLSUN

    RAHAT UYU MEKANIN CENNET OLSUN
    HAYATIMIZI REKLENDİREN FUTBOLUMUZUN RENKLİ SİMASI SİVRİ  DİLLİ İNSANI
     
    KAZIM KANAT
    September 20

    TÜRKSAT 3/A DA KANAL DEĞİŞİKLİĞİ

    TURKSAT DEKSAR PAKET
    DOĞU TV:11096 V 30000 5/6
    POWERTURK TV:11096 V 30000 5/6
    POWERTURK FM:11096 V 30000 5/6
    September 17

    star tv biss keyleri umarım açar

    valla bir yerlerden buldum bakalım STAR TV nin şifresi açarmı şansınızı deneyin bir arkadaşlar umarım izleye bilirsiniz bir dogan grubu ticari ahlakı diye bilirsiniz d-smartı pazarlama yöntemi
     
    BISS ID: 0X1FFF

    FREKANS: 11794

    SEMBOL: 05632

    POZISYON: HOR

    SIFRE: a02123e43546148f
     
    September 15

    ŞEHİT VERMEYE DEVAM EDİYORUZ

    Maalesef şehit vermeye devam ediyoruz ve halkımız yine uyumaya devam ediyor kirli hesaplaşmalar bilmem nerenin fenerleri onun arsası bunun televizyonu şunun rezidansı bunlarla suni gündemler oluştururken bizim huzurumuz güvenimiz namusumuza el uzatmasın diye dağ-taş yağmur çamur demeden gecesini gündüze katarak zorlu şartlarda görev yapan mehmetçik şehit olurken bizler bunlarla uğraşıyoruz bilmem gazetelerin boy boy resim ve makaleler dolaşırken benim şehidim gündem değiştiremiyor hemde kanı ve canıyla.
     
    nasıl bir ülkede yaşıyoruz soruyorum sizlere; bir can bu kadar ucuzmu hemde vatanı uğruna canını veriyor bu topraklar üzerine kanını döküyor ise asıl gündem bu olmalı değilmi
    yandaş medyaymış bilmem onun medyasıymış ya kardeşim benim ve bizlerin ilgilendikleri konu bu değil bunlar değil....
    Benim canım orda kanlar içinde yatıyor ise benim gündemim bu benim vatanıma tecavüze yeltenen alçaklar var ise benim gündemim bu......
     Siz medya patronunun ne dediğini paparazi proğramlarında yayınlamanız gerekiyor benim haber alma saatime neden böyle bir gündem sokmaya çalışıyor ve benim haber alma haber edinmemi mağazinleştirmeye çalışıyorsun.....??????
     
    Umarım bir gün dogru dürüst bir medya yapılanması oluşur bu ülkede yoksa kendi belirledikleri gündemde kaybolup gidiyoruz........
     
                      TÜRKİYE ARTIK UYAN!!! SENİN BUGÜNDE BİR
     
                                            ŞEHİT'İN VAR

    NTV ve NTVSPOR BISS KEYLERİ

    Türkiye’de ikamet eden ve TURKSAT’a çevrili uydu (çanak) anteni kullanan NTV izleyicileri La Liga hayecanını şu şekilde takip edebilirler:

    1. Uydu alıcınızın Biss şifre çözebilme özelliğine sahip olması gerekmektedir. Çoğu uydu alıcılarında bu özellik bulunmakta fakat aktif durumda değildir. Eğer uydu alıcınızın şifre çözme özelliği açık durumda değilse, uydu alıcınızı aldığınız yetkili servisten destek isteyiniz.

    2. Uydu alıcınızın menüsünde ‘CAS’, ‘Key Girişi’, ‘CAS System’, ‘CAS Keys’ veya benzer bir isimle yer alan KEY girişi menüsüne gelin.

    3. Açılacak menüde yer alan şifreleme tiplerinden (Şifre Tipi, Cas Type veya benzer bir isimdeki seçenek) Biss olanını seçin.

    4. Açılacak menüde yer alan talimatları uygulayarak aşağıdaki değerleri girin.

    NTV için; Biss ID: 0x1FFF (eğer 6 haneli ise biss ID 0x001FFF olarak girilmelidir.)
    NTVSPOR için; Biss ID: 0x1FFB (eğer 6 haneli ise biss ID 0x001FFB olarak girilmelidir.)
    Biss TP: 11892/12800(H) (Bazı modellerde bu sorulmamaktadır.)
    Key Değeri: A021230035461400 (eğer 12 hane varsa key değeri A02123354614 olmalıdır.)

    5. Şifreyi kaydedip (Kaydet, Tamam, Save veya OK) menüden çıkın.

    6. Şifreyi kaydettiğiniz halde yine izleyemiyor ve hâlâ ‘kanal şifreli’ gibi bir uyarı ile karşılaşıyorsanız uydu alıcınızı kapatıp açın.

    7. Eğer alıcınız hala şifreyi çözemiyorsa lütfen cihazınızı satın aldığınız yetkili servisten destek isteyin.

    Not: NTV’nin İspanyol Ligi maç yayınları, Türkiye içinde çatı anteni ile vericiler üzerinden, Kablo TV şebekesinden, D-Smart ve Digiturk platformlarından herhangi bir işleme gerek kalmaksızın sorunsuz bir şekilde izlenmektedir.
     
    September 14

    TURKSAT UYDUSUNDA KANAL GUNCELLEME

    BASKA SAYFALARDA DOLASMAYINIZZZZZZZZZ..................
     
    12731 V3333 3/4
    MANUEL OLARAK GİRİNRİZ SEARC ON KONUMUNA GETİRİP ARAMAYI BASLATINIZ
    İŞTE HEPSİ BU KADAR
    September 06

    kuzen memet

    100_0181kuzen memet
    en değerli dostlarımdan birisi tabiki mikonun yeri bir başka
     
     
     
     
     
     
     
    100_0182100_0183100_0184100_0185

    HAYIRLI RAMAZANLAR

    TÜM MÜSLÜMAN DÜNYASININ RAMAZANI MÜBAREK-ORUÇLARI KABUL OLSUN ALLAH BU RAMAZAN AYINDA TÜM MÜSLÜMANLARIN DUALARINI KABUL EYLESİN HASTALARA ACİL ŞİFA YOKSULLARA AŞ VE EVSİZLERE EV VERSİN BU RAMAZAN AYINDA İNŞALLAH TÜM MEZALİMDEKİ HALKLAR SUKUNETE HUZURA KAVUŞUR ALLAH ONLARIN GÖZYAŞLARINA NUR İHSAN EYLER
    VE
    VE
    VATANIN ÖLÜMSÜZ BEKÇİLERİNE NÖBETLERİNDE HUZURLU VAZİFELER DİLERİM
     
    ÖLÜMSÜZLERİMİZE (ŞEHİTLERİMİZE)ALLAHTAN RAHMET DİLERİM
    HAYIRLI RAMAZANLAR ALLAH TUTTUĞUMUZ VE KILDIĞIMIZ TERAFİ NAMAZLARINI KABUL EYLEYE (amin)

    ERMENİ KATLİAMLARI AŞAĞIDA BELİRTİLMİŞ

    ERMENİSTAN-trkyezu4
     
    ERMENİSTANIN TÜRK İNSANINA YAPTIĞI MEZALİMLİKLER BU YENİ NESİLE UMARIM BİR DERS OLUR DEĞERLİ CUMHURBAŞKANIMIZ UMARIM BUNLARIN BİLİNCİNDE BU ÜLKEYE GİTMİŞTİR......trkyezu4

    ERZURUM DUMLU - YEŞİLYAYLA KÖYÜ TOPLU MEZAR KAZISI-IĞDIR OBA KÖYÜ TOPLU MEZAR KAZISI

    ERZURUM DUMLU - YEŞİLYAYLA KÖYÜ TOPLU MEZAR KAZISI

    Bölgede incelemelerde bulunmuş olan Arkeolog Prof. Dr. Cevat Başaran, olayla ilgili olarak şunları yazmaktadır:

    "Yabancı basının da katıldığı, Erzurum Yeşilyayla Köyü'ndeki toplu mezar kazısı 7 Ekim 1988 tarihinde gerçekleştirilmiştir. 1918 Mart'ında meydana geldiğini Kâzım Karabekir Paşa'nın hatıralarından öğrendiğimiz Yeşilyayla katliâmında, çevreden toplanan yaşlı erkek, kadın ve çocuklar bir mereğe (samanlık) doldurularak üzerlerine ateş açılmıştır.

    Kazı alanında ay-yıldız süslü tütün tabakası, Kur'an-ı Kerim sayfaları, mermi kovanları, yarı-yanık ahşap direk parçaları, uzun saç örgüleri, ipekli elbise parçaları ve küçük giysi düğmeleri bulunmuştur.
    Toplu mezardan 100'e yakın iskelet çıkarılmıştır

     
    IĞDIR OBA KÖYÜ TOPLU MEZAR KAZISI

     

    Bölgede incelemelerde bulunan Arkeolog Prof. Dr. Cevat Başaran, şunları nakletmektedir:

    "Iğdır'a bağlı Oba köyünde Ermenilerce katledilmiş Türklere ait bir toplu mezar olduğu ilk defa Prof. Dr. Enver Konukçu tarafından tespit edilmiş ve bu arşiv belgeleriyle de desteklenmiştir.

    1 Mart 1986'da yerinde yapılan toplu mezar kazısında tarihi belgeleri doğrulayan bulgular edinilmiş ve olayın görgü tanıklarından Sakine Aksu'nun anlattıkları ile de "Tandır damı katliâmı" daha da açıklığa kavuşmuştur.

    Yapılan kazıda 6 x 8 m. boyutlarındaki yapının kuzeye bakan kapısının iç bölümünde başlatılan ilk açmada, "Kapalı Demir Kilit" bulunmuş, daha sonra odanın orta kısmında yapılan ikinci açmada 1 m.'lik üst dolgu toprağın altında 90'a yakın insan iskeletine ulaşılmıştır. Bazı kafataslarının üzerinde delik, çatlak ve kırıkların olduğu görülmüştür. Odanın ortasındaki tandırın güneyinde bulunan taş altlık, yapının toprak damlı örtüsünü taşıyan tek ahşap direğe ait olmalıydı ve bu direğin yanık parçaları da elde edildi.

    Bulgular görgü tanığı ifadesi ile birleştirilince; Ermeni çetecilerinin; "Tandır Damı Katliâmı"nda Oba köyünden zorla topladıkları silahsız sivil insanların birçoğuna işkence yaptığı, hepsini yüzü koyun yere yatırarak odaya kilitledikleri, üzerlerine ateş açtıkları ve daha sonra bacadan gazyağı dökerek tandır damını ateşe verdikleri, ahşap direğin yanmasıyla da toprak damın çöktüğü anlaşılmaktadır.
    Yapılan kazı sırasında erimiş demir parçaları, yanık ahşap parçaları, cam kırıkları, mermi çekirdekleri ve bir parça kumaşla beraber iskeletler bulunmuştur. Damın duvar ve tabanındaki kalın yanık katmanı ve kül tabakası diğer belgelerin bu yangında yok olduğunu göstermektedir."

    VAN ZEVE TOPLU MEZAR KAZISI

    VAN ZEVE TOPLU MEZAR KAZISI

    Bölgede araştırmalar yapmış olan Arkeolog Prof. Dr. Cevat Başaran, şu tespitlerde bulunmuştur:

    "Van'ın 18 km. kuzey batısındaki Çitören köyü yakınında yer alan Zeve Şehitliği'nde 4 Nisan 1990'da başlanan kazı çalışmalarında, olayı yaşayan görgü tanıklarından İbrahim Sargın'ın sözlü ifadeleri doğrultusunda yapılan kazıda, 30-40 cm. kalınlıktaki dolgu toprağın kaldırılmasından sonra topluca öldürülmüş insan iskeletleriyle karşılaşılmıştır.

    Bunların bazılarında kafataslarının kırık ve ezik, yer yer de çatlak ve yanık olduğu izlenmiştir. Kazıda ele geçen buluntuların en önemlileri hançer ve kama yüzleri, çok sayıda mermi kovanı, ipekli kumaş parçaları, Sultan Reşad tuğralı boncukları olan gerdanlık, balmumuyla kaplı muska, bakır paralar ve sırça düğmelerdir.

    Bulgular, görgü tanığı ifadesi ile birleştirilince şu bilgilere ulaşılmaktadır. 1915 yılında Rusların desteğinde bölgeye giren Ermeni çeteciler, köyleri basıp sivil Türk ve Müslüman halkı katletmeye başlarlar.

    Yakın çevredeki 8 köyden topladıkları yaklaşık 2000-2500 kişilik bir topluluğu zorla Zeve köyüne getiren Ermeni çeteciler, bunları rasgele evlere ve ahırlara doldurup delici ve kesici aletlerle işkence yaptıktan sonra insanların üzerine ateş açmışlardır. Ardından da bütün evler yakılmıştır.

    Kazıda ortaya çıkarılan malzemeler Van Müzesi "Katliam Bölümü"nde sergilenmektedir."

    KARS SUBATAN TOPLU MEZAR KAZISI

        KARS SUBATAN TOPLU MEZAR KAZISI

    Subatan Köyü'nde, Ermeniler tarafından öldürülen kadın ve çocuklar.Bölgede incelemelerde bulunmuş olan Arkeolog Prof. Dr. Cevat Başaran, olay hakkında şunları yazmaktadır:

    "1915-1918 yılları arasında Doğu Anadolu'da meydana gelen acı olayları gerçek yönleriyle ortaya koymayı amaçlayan toplu mezar kazılarından birisi de Kars-Subatan'da yapıldı. Kars'ın yaklaşık 28 km. doğusunda Türkiye-Rusya sınırındaki Ani Ören yeri yakınında yer alan Subatan köyündeki toplu mezarın açımı, "Yakın tarihimizde Kars ve Doğu Anadolu" Sempozyumu'nun ardından 20.6.1991 günü gerçekleştirildi.

    1918'de Ermenilerin bölgeden çekilmesi sırasında diğer bir çok merkez gibi Ermeni çetelerinin saldırısına uğrayan Subatan köyü, Ani yolu üzerinde Büyük ve Küçük Yahni tepelerinin güneyindedir. Bugün yaklaşık 20-30 hanelik Müslüman nüfusu barındıran Subatan köyündeki kazı çalışmaları, olayları yaşayan (görgü tanıklarından 120 yaşındaki Fâriz Öztürk ile 95 yaşındaki Durağa Öztürk'ün) sözlü ifadeleri doğrultusunda, köyde belirlenen dört ayrı toplu mezar yerinden Köseoğulları mahallesindeki merekte (samanlık) açılan 8x10 m.'lik açmada yürütüldü.

    4x5 m.'lik dört ayrı kareye ayrılan alanda ilk çalışmalar A-l açmasında başlatıldı. Önce geniş yüzeyde sürdürülen kazı daha sonra A-l ve B-l açmalarının iç kesişim noktasında yoğunlaştırıldı. Üstteki 40 cm.lik dolgu toprağın kaldırılmasından sonra ilk iskeletlerle karşılaşıldı. Karışık olarak in-situ malzemeyle birlikte ele geçen iskeletlerin çoğunluğunun 0-1 yaş arası çocuklara ait olduğu izlendi.

    A-l açmasında yaklaşık 80 cm. derinlikte ele geçen bir iskelet grubu oldukça ilginç bir yapı gösteriyordu. Kuzey-Güney doğrultusunda konumlanan bu iskeletler bir ana ve kız çocuğa ait olmalıydı. Kadın sağ yanı üzerine düşmüş ve sol koluyla kucağındaki çocuğa sarılmıştır. Kadının kafatasında belirlenen iki darbe izi, bunların özellikle kafalarına vurulan olasılıkla balta ya da kesici aletlerle katledildiğini gösterir niteliktedir. İlk harekette fazla etkili olmayan balta, ikincisinde kafatasını derinlemesine ikiye ayırmıştır. Gerek kadın ve gerekse çocuğu üzerindeki giysilerle gömülmüştür.

    A-l açmasının güney köşesinde ele geçen bir başka iskelet grubunun sadece çok az bir kısmı açılabilmiştir. Bunlardan anlaşılabildiğince cesetler yine gelişi güzel yatırılmışlardır. Buradaki ilk çalışmalar sonrasında 12 çocuk ve 3 yetişkin iskeleti ortaya çıkarılmıştır.

    Kazı sırasında ele geçen diğer buluntular arasında iç giysisi ve ipekli elbise parçaları, bir kemere ait madeni toka, iki çift küpe, küçük bir kolyeye ait çok sayıda renkli boncuk, madeni zincir, giysi düğmeleri, oldukça paslanmış bir bakır sikke ve yer yer çürümüş ahşap hatıllar bulunmaktaydı. Bu buluntular, Kars Müzesi'nde açılan Katliâm Bölümü'nde sergilenmeye alındı.

    Olayların görgü tanıklarından Fâriz Öztürk ve Durağa Öztürk'ün arşiv belgeleriyle desteklenen ifadelerine göre, 25 Nisan 1918'de Ermenilerce yapılan katliâm şu şekilde meydana gelmiştir: Kars ve Sarıkamış'tan geri çekilen Taşnak-Ermeni çeteleri, o zamanlar Türk, Ermeni ve Rumlar'ın birlikte yaşadığı Subatan köyüne de saldırırlar. Her yana gelişigüzel ateş açan çeteciler, ele geçirdikleri köylüleri de bulundukları yerde acımasızca öldürürler.

    Arşiv belgelerinden elde edilen fotoğraflara ve kazı sonrası ulaşılan bulgulara göre kafalarına baltalarla vurularak veya karınlarına süngü sokularak öldürülen kadın ve çocuklarla yaşlı erkekler sokaklarda bırakılır.

    Arşiv belgelerinden elde edilen bilgilere göre Subatan köyünde toplam 570 kişinin katledildiği ifade edilmiştir. Ermeni çetelerinin çekilmesinin ardından bölge yeniden Türk askeri birliklerinin eline geçer. Sokaklarda kokmakta ve köpeklerce yenilmekte olan katledilmiş insan cesetleri, sağ kalanlar ve askerler tarafından köyün belirli noktalarında toplanarak samanlıklara (merek) doldurulur.

    Dönemin imkânsızlıkları ve ölü sayısının çokluğu nedeniyle defin için bir "mezar" olarak düşünülen samanlıklar "dam çöktürme" yoluyla da bu masum insanlara birer "toplu mezar" olur.

    Subatan'da bulunan üç ayrı mezar yerinden Köseoğulları mahallesindeki saman damın 180'in üzerinde, Tıptıp sokağında 257'nin üzerinde çocuk ve Köy Camii'nin güneyindeki merekte 350'nin üzerinde şehidin gömülü olduğu arşiv belgeleri ve tanık ifadeleriyle belirlenmiştir."

    VAN-ERCİŞ-ÇAVUŞOĞLU SAMANLIĞINDA KATLEDİLEN TÜRKLER

    VAN-ERCİŞ-ÇAVUŞOĞLU SAMANLIĞINDA KATLEDİLEN TÜRKLER

    Bölgede incelemeler yapmış olan Prof Dr. Metin Özbek, olayı şöyle anlatmaktadır:

    "Çavuşoğlu Samanlığı denilen mevkide bir evin temel hafriyatı yapılırken büyük bir tesadüf eseri bulunan insan iskeletlerini antropolojik açıdan incelemek üzere teslim alıp Hacettepe Üniversitesi'ndeki laboratuvarımıza götürdüm. Bilindiği gibi, Antropoloji bilim dalı geliştirdiği bir takım teknik ve yöntemlerle insan iskeletlerinde ölüm yaşını, cinsiyeti, ölüm nedenlerini, hastalıkları ve daha birçok bilgileri elde etme imkânı vermektedir. Ayrıca kafataslarından hareketle ırk tayini de yapılmaktadır.

    İncelemeye aldığım iskelet kalıntılarında baş ve gövde kemikleri arasında eşleştirmeye gitmek mümkün olmadı. Bu nedenle, birey sayısını sadece kafataslarına göre yaptık ve her kafatasına ayrı bir numara verdik. Daha doğrusu her bireyin ayrı bir antropolojik kimliği oldu.

    Buluntular arasında 5 kadın ve 4 erkek tesbit ettik. Bireylerin öldükleri esnada kaç yaşında olduklarını gösteren en önemli kriter kalça kemiğindeki "symohysis pubis" adlı kısımdır. 7 kişide bu bölge korunmuştur. Çavuşoğlu Samanlığı'nda bulunan iskeletlerin yaş dağılımını aşağıdaki şekilde tesbit ettik:

    Kadın (P6) ...............17-18 yaş
    Erkek (P7) ...............17-18 yaş
    Kadın (P4) ...............18-19 yaş
    Kadın (P3) ...............27-30 yaş
    Erkek (P2) ...............35-40 yaş
    Kadın (P1) ...............39-44 yaş
    Erkek (P5) ...............50 yaş (aşağıyukarı)
    Çocuk (D1) ..............15 yaş (aşağı yukarı)

    Yaş ve cinslerini belirttiğimiz bu iskeletlerin asıl ilginç olan ortak bir yönleri vardı. O da, hepsinin kafataslarında kesici aletlerin bıraktığı darbe izlerinin bulunmasıdır. Daha açıkçası işkence ile öldürülmüş olmalarıdır."

    ERMENİSTAN-TÜRKİYE FUTBOL MAÇININ HATIRLATTIKLARI



    Genelkurmay Başkanlığı arşivindeki 1915 tarihli belgeler, soykırım iddiaları peşinde koşan Ermenilerin Van çevresinde masum köylülere yaptıkları tüyler ürpertici vahşete tanıklık ediyor. Genelkurmay Başkanlığı, Askeri Tarih ve Stratejik Etüt ve Denetleme Başkanlığı arşivlerinde bulunan 1914-1918 tarihleri arasındaki belgeleri, ''Arşiv Belgeleriyle Ermeni Faaliyetleri'' adıyla yayınladığı belgelerde,

    Van'ın Özalp ve Saray ilçelerinde Ermeniler tarafından bazı kadınların hamileyken karınlarının deşildiğini, bazılarının çocukları ile tandırda yakıldığı, genç kızların tecavüz edilip öldürüldüğü, erkeklerin ise kurşun ve süngü ile katledildiği gözler önüne seriliyor.
    Arşivde bulunan Özalp Kaymakamı Kemal'in imzasını taşıyan 4 Mart 1915 tarihli bir belge, Ermeni mezaliminin boyutlarını ortaya koyuyor.
    Söz konusu belgede, Ermenilerin Van'ın Özalp ilçesindeki Sarıköy'de yaptıkları katliamda 41 erkeğin süngü ve kurşunla, bazılarının da ''dövülerek, karnı yarılarak ve kesilerek'' öldürüldüğü belirtiliyor.
    Kayıtta, köydeki İso'nun kızı Güllü'nün ''memesinin kesildiği'', İbo'nun eşi Silo'nun kızı Sülni'nin ''karnı yarılarak çocuğunun çıkarıldığı ve tandıra atıldığı'' ve çok sayıda kadına tecavüz edildiği bildiriliyor.
    Belgede, ayrıca Özalp ilçesinin Tepedam köyünde Ermenilerin erkeklerin büyük bölümünü süngü ile katlettikleri, kadınlara ise tecavüz ederek öldürdükleri kaydediliyor.
    ''KENDİ KIZINI BOĞAZLAMAYA ZORLANDI''
    Özalp Kaymakamı Kemal'in gerçek incelemeleri sonucu hazırladığı 15 Mart 1915 tarihli bir başka belgede ise Saray'ın Yamanyurt köyünde Miha'nın eşi Fato'nun üç çocuğu ile boğazlandığı, Belecek'te Hanım Hatun'un ''Antranik adlı çete reisi tarafından tecavüz edildikten sonra beraberinde götürüldüğü'', Keçikayası köyünde Hacı Molla Sait'in ''kendi kızını eliyle boğazlaması için zorlandığı ve her teklifte uzuvlarından biri kesilerek şehit edildiği'' bildiriliyor.
    Belgelerde ayrıca Saray ve Esedboyu camilerinin ahıra dönüştürüldüğü, bir çok medrese öğrencilerinin Hıristiyanlığı kabul etmeye zorlandığı kaydediliyor.

    ''BABA VE ANNELER ÇOCUKLARININ ETİNİ YEMEYE ZORLANDI''
    Bir başka belgede ise Özalp'in Boyaldı köyünde yaşanan ''insanlık dışı vahşet''e işaret ediliyor.
    Söz konusu belgede, Nezu Hatun'un tandırda yakılan iki torununun etini babasına ve annesine yedirmek üzere zorlandığı, bunu yapmak istememeleri üzerine öldürüldükleri, Nezu Hatun'un ise gördükleri karşısında aklını kaybettiği bildiriliyor.
    Belgelerde, Ermeni çetecilerinin Osmanlı'nın darda kalacağı bir anı kollayarak çok önceden isyan planları yaptığını ortaya koyarken, Hınçakyan Komitesi Kilis Şubesi Başkanı Agop Basmaciyan'ın 9 Ocak 1913 tarihli Hatay Samandağı'nın Eriklikuyu köyündeki sözde Ermeni müfrezesine gönderdiği yazıda, ''...Türkiye'nin içine düştüğü bugünkü olağanüstü karışık durumu, Ermeni meselesinin siyasi gündemde yeniden söz konusu olması, zihinleri çok meşgul etmektedir. Biz Ermeniler, özellikle Hınçakyanlar, hazırlıklı ve uyanık bulunarak faaliyetlerimizi hızlandırmalıyız'' sözleri dikkati çekiyor. Basmaciyan'ın aynı gün Samandağı Yoğunoluk'taki müfrezeye gönderdiği yazıda ise ''Faal, becerikli ve sağlam öz yapılı arkadaşların katılmasıyla müfrezelerimizi çoğaltmalı ve takviye etmeliyiz. Kendinizi koruma konusundaki çalışmalarınız artmalı'' görüşüyle Ermeni planları gün yüzüne çıkıyor.

    ''ERMENİLERİN SİLAHLANIP ÇETE KURMA KARARI''
    Bitlis Valisi Mustafa Bey'den gelen 18 Eylül 1914 tarihi şifrede ise Ermeni aydınlarının ''Türk ordusunun ilerlemesi durumunda itaate devam edilmesi, Türk ordusunun geri çekilmesi halinde de silahlanıp çete halinde gelen şeylere el konulması ve ilişkileri kesme'' yönünde bir karar alındığı belirtiliyor.
    4'ncü Ordu Komutanlığı'na gönderilen 5 Mart 1915 tarihli bir yazıda ise ''Düşman gemisine firar ederken Adana Dörtyol'da yakalanan Agop'un ifadesinde, Türkiye'de rahat olmadıklarını, bölgelerinde askerin kuvvetinin ve toplarının bulunmadığını, küçük bir kuvvet gelirse kendilerine silahlı olarak katılacaklarını ve Türkleri katledeceklerini, düşman gemilerine bildirmek üzere gönderildiği anlaşılmaktadır'' deniliyor.
    Zeytun'da (Süleymanlı-Maraş) 14 Mart 1915'te Ermenilerin hapishaneye saldırarak jandarmaları şehit etmelerinin ardından yayınlanan bir tebliğnamede ise Ermenilerin tüm bu saldırılarına karşılık, ''Halktan hiçbir ferdin Ermenilere ve diğer vatandaşlarımıza karşı tecavüzkar ve aşağılayıcı muamelede bulunmamalarına özen gösterilmelidir. Bunun gibi gerek Ermenilerden gerek diğer kişilerden, ülkenin asayişini bozacak girişimlerde bulunanlar hakkında yalnız hükümet kuvvetleriyle birleşilmeli ve hiçbir şekilde halkın müdahalesine meydan verilmemelidir'' deniliyor.

    ''ÇETELERE ORDU GERİSİNDE FAALİYET ÇAĞRISI''
    Ermenilere karşı vatandaşlara ''sağduyu'' çağrısı yapılırken, Mart 1915 tarihli bir başka belgede, Kafkasya'dan gelen Taşnak delegeleri Erzurum'da katıldıkları bir toplantıda, ''Türk ordusu ricat eder, yahut ilerleyemeyecek duruma gelirse, çetelerin, derhal ellerindeki programa uygun olarak ordu gerisinde faaliyete geçmeleri'' yönünde karar alıyor. Sivas olayı sonrası askeri mahkemeye çıkarılan Ermenilerin ifadelerine ilişkin bir belgede ise ''Van, Bitlis, Erzurum, Şebinkarahisar ve ikinci derecede olmak üzere Sivas, Kayseri ve Diyarbakır'da seçim yaparak, buralarda genel müfettişler, savaş komutanları, çete reisleri tayin ve tespit edildiğini, seferberlik ilanında bütün Taşnak şubelerine, 13 yaşına kadar olan erkeklerin komiteye üye olarak kaydedilip silahlandırılmalarının emir ve tebliğ olunduğunu'' belirtiliyor.
    VAN'DAKİ TAŞNAK KOMİTESİNE SİLAH VE CEPHANE YARDIMI
    Van Taşnak komitesine Minaryan tarafından Ermenice yazılan bir mektupta ise ''Bizce ve sizce malum olan mal, istediğiniz yol ile size doğru yola çıkarıldı (silah, cephane, bomba kastediliyor). Şimdi size tehlikesiz bir surette mal göndermek zordur. Yollar tutulmuş olmasına rağmen sınırlarda çarpışmalar başlamıştır. Harekette olan kuvvetler, ordunun (asker) cins ve numaraları hakkında yazınız (Türk ordusu hakkında bilgi istiyor)'' ifadelerine yer veriliyor.
    Başkomutanlığa 22 Nisan 1915'te Hasankale'den gönderilen bir şifreli yazıda ise Ermenilerin Sivas'ta ve Van'da ayaklandığı, diğer illerdekilerin de uygun zamanı kolladığı belirtilerek, ''Ermenilerin iddia ettikleri gibi misilleme veya jandarmaların zulüm ve düşmanlığına karşı kendilerini korumak niyetinde olmayıp, saldırmak vaziyetinde olduklarını aynen göstermektedir. Silah altında bulunan Ermeni askerlerinin firarı ve Osmanlı ordusunun harp halinde bulunduğu sırada Van'da ortaya çıkan ayaklanma ve Sivas'ta görülen ayaklanma belirtileri, Ermenilerin devlete ihanet ederek, düşmanla ortak hareket ettiklerini ve düşmana yardım ve hizmet ettiklerini ispat etmiştir. Devlete sadık halk incitilmeden, devlete karşı silahlı isyan eden hainlere acınmamasına karar verilmiştir'' deniliyor.
    ERMENİLERİN NAKİL VE SEVKLERİ
    Belgeler arasında yer alan 31 Mayıs 1915 tarihli Bakanlar Kurulu kararında, harp bölgelerine yakın yerlerde oturan Ermenilerin bir kısmının ordu harekatını zorlaştırdığı, erzak ve askeri malzeme nakliyatını güçleştirdiği, düşmanla işbirliği yaptığı ve birlikte hareket etme emelinde olduğu, ayrıca düşman saflarına katıldığı, yurtiçinde askeri kuvvetlere ve masum halka silahlı saldırılarda bulunduğu, düşmanın deniz kuvvetlerine malzeme sağladığı, müstahkem mevkileri düşmana gösterdiğinin tespit edildiği belirtiliyor.
    Belgede, Van, Bitlis, Erzurum, Adana, Sis ve Mersin'in merkezi hariç, Adana, Mersin, Cebeli Bereket, Kozan livaları, Maraş'ın merkezi hariç Maraş sancağı, Halep'in merkezi hariç İskenderun, Beylan; Cisrisugur, Antakya ilçelerinin kasaba ve köylerinde oturan Ermenilerin Musul vilayeti ve Zor sancağına, Urfa'nın merkezi hariç Urfa'nın güney kısmına, Halep vilayetinin doğu ve güneydoğu kısmına ve Suriye'nin doğu kısmına nakillerine karar verildiği bildiriliyor. Belgede, şöyle deniliyor:
    ''Ermenilerden gönderilmesi gerekenlerin, gidecekleri yerlere rahat bir şekilde taşınmaları ve ulaştırılması ile yolculukları boyunca istirahatlerinin sağlanması, can ve mallarının korunması ve tespit edilen yerlere vardıklarında kesin olarak yerleştirilmelerine kadar göçmenler ödeneğinden iaşeleri sağlanacak, daha önce sahip oldukları mali ve ekonomik durumları oranında, kendilerine emlak ve arazi dağıtılacaktır. Muhtaç olanlara devlet tarafından evler inşaa edilecek, çiftçilere tohumluk, meslek sahiplerinden ihtiyacı olanlara alet ve edevat dağıtılacaktır. Ayrıldıkları yerlerde kalan eşya ve mallarının ya da bunların değerlerinin karşılığı kendilerine aynı şekilde verilecektir
    __________________

    ERMENİSTAN & TÜRKİYE MAÇI

    Merhaba değerli arkadaşlar futboldan bahsetmek isterdim ama maalesef yine siyaset karışıyor devletin futbolu kendi düşünce ve emellerine araç edinmeleri biraz beni üzüyor
    ermenistanla bu maç beklenmemeliydi diye düşünüyorum ABD / LİBYA arasındaki yakınlaşma futbol maçlarıyla olmadı sanırım
    ambargo koyduğunuz bir ülkenin ayağına sizin gitmeniz yalnış ama yine de siz gittiniz tamam burda iyi niyet aramak lazım  kötülük bizim gibi bir büyük bir ülkeye yakışmaz  ATATÜRK'in  ülkesine asla yakışmaz
    futbolumuzun iyi güçlü bir döneminde ermenistan gibi yeni yeni ortaya çıkan bir ülkenin (futbol yönünden) bizi zorlamıyacağı aşikar tabiki  bizim futbolcuların kilasik hastalıkları nüksetmez ise
    neyse
    gürcüstan işgali  bölgemizde nelerin değiştiğinin bir göstergesi bence şunuda düşünmek lazım ermenistan şu anda rusyanın koyu bir müttefiki ve buralarda rusların üstleri bulunmakta sanırım ABD güdümündeki türkiye yapması gerekenleri yapıyor diye düşünmekten kendimi alamıyorum
    aslında farkında olmadan yada bilerek nelerimizden vazgeçtiğimizi oturup bir muhasebesini yapsak sanırım bu hesabın altından kalkacak bir hükümet göremiyorum
    umarım bu gitmek hayırlı bir işe yarar
    MUHALEFETTE SÖYLENEN SÖZLERİN BİR ANDA UNUTULDUĞU ÜLKEMİZDE SAYIN CUMHUR BAŞKAKANIMIZ BUNUN NEDENLERİNİ YÜCE TÜRK MİLLETİNE VE AZERBAYCAN HALKINA GÜZEL VE ANLAŞILIR DİLDEN ANLATIR YOKSA HALKIN NAZARINDA İYİ NİYETLİ DÜŞÜNCELER OYMAZ