İKOCAN 的个人资料ihsancelep照片日志列表更多 ![]() | 帮助 |
|
|
8月20日 Ramazan İle İlgili Hadis-i Şerifler
2月13日 SEN BENİM YAĞMURLARIMDA GEZİNEMEZSİN ÜŞÜRSÜNDünyada olamadığım anları mahşere bıraktım ben ![]() ![]() SEN BENİM YAĞMURLARIMDA GEZİNEMEZSİN ÜŞÜRSÜN...!: "0" dan başlayacak......Eger "9" canlı olsaydın bile... ...En fazla "8" kez kaçabilirdin ölümden... ...Bilki "7" düvele sultan olsan dahi... ...Yerin "6" mekan olacak sana... ...En fazla "5" metre kumaş götürebileceksin... ...Kapatacaksın "4" açsanda gözünü... ...Bu dünya "3" günlük dünya... ...Azrailin yanında "2" kat olup yalvarsanda nafile... ...Elbet "1" gün öleceksin... ...Işte o zaman herşey "0" dan başlayacak... 12月29日 ....Bir yilda iyi dostlar olabiliriz,
Gelecek yil, çok iyi dostlar olabiliriz, Ondan sonraki yil hep konusmayada biliriz, O yüzden sadece demek istiyorum ki, Eger birgün seninle hiç konusmasakta, Sen teksin benim için ve sen benim dünyami degistirdin, Seni izliyorum, saygi duyuyorum, ve taktir ediyorum. Bunu bütün arkadaslarina gönder, Her zaman konusmuyor olsanizda, Her zaman birbirinize çok yakin olamasanizda, Ve bunu sana gönderene gönder.
Eski arkadaslarinada gönder ki onlari unutmadigini bilsinler,
Ve yenilerede, ki onlari da asla unutmayacagini bilsinler. Hatirla, herkesin bir dosta ihtiyaci var, Birgün, belki kendine DOSTLARIM YOK dersin, O zaman bu yaziyi hatirlat kendine,
5月3日 KORKULARIMBugün bir his var içimde sanik
volkan misali çıkacak içimden yüreğimin ta derinliklerinden
sonsuz bir güç kanatlarına alıyor beni
Bedenimin sıcaklığı siddetle artıyor nefes alamıyorum
Boğuluyorum sanki derin derin nefes aldım
korktum...
Ne oluyordu bana
Hani hırçın denizde yüzen sandal misali savruluyordum
Tedirgin ve yorgundum
Gölgemde bile farklılık arıyordum
Korkularımın ardından baka bilecekmiydi
4月28日 ERKEK DEDİĞİNERKEK DEDİĞİN Seni elinin tersiyle degil avucunun iciyle kavrayacak.Bileceksin ki emin ellerdeyim, baskasi tutamaz elimi boyle.Rahat olacaksin yaninda,cok konusmayacak, beynini didiklemeyecek. İnce olacak; seni senin kadar dusunecek. Sen onu merak ettiginde kendisine hesap soruluyor havalarina girmeyecek. Senin inceligine karsi umursamaz sozler sarf etmeyecek. Adamin sinirini bozmayacak, cinlerini tepesine cikarmayacak, sanki sen onun icin varmissin her ne zaman istese emrine amadeymissin, o ne yaparsa yapsin her istediginde yaninda elinin altinda olacakmissin triplerine girmeyecek. Sen ona sevgini hissettirdiginde, sen ona kayitsiz sartsiz asikmissin gibi havalara girmeyecek.Erkek dedigin ilgi gordugunde ilgiyle,sevgi gordugunde sevgiyle karsilik verecek.Erkek dedigin,sen onun icin kendine baktiginda, sirf ona daha guzel gorunmek icin giyinip kusandiginda hicbir sey olmamis gibi davranmayacak. Ruhunu oksamasini bilecek.Romantik olacak kimi gun habersizce kucaginda ciceklerle cikip gelecek.Ozel gunleri unutmayi marifet sanmayacak. Kayitsiz olmayacak senin butun zerafetine karsi. Gercekten seven bir kadin sevgi ve ilgi bekler, erkegine verdigi askin karsiliginda kucuk bir tatli soz, kisa bir mesaj, bir cagri bile onu mutlu edebilir. Erkek dedigin butun bunlari cebinden para harciyormus gibi cimrilikle yapmayacak. Ben aranmayi, cok aramayi sevmem demeyecek. Her sey kendi istedigi gibi olsun istemeyecek. Sadece kendi caninin istemesine baglamayacak her şeyi. Erkek dediginin, hissettigiyle yaptigi sey arasinda ucurum olmayacak.Cesur olacak cesur. Seni seviyorum derken korkmayacak, baska seylerin arkasina gizlenmeyecek. Seviyorum deyip bir sonraki perdede kacmayacak, ozluyorum diyorsa gelecek, kaybetmek istemiyorum diyorsa kaybetmeyecek. Erkek dedigin askina sahip cikacak. Korkak olmaz erkek dedigin. Erkek dedigin iyi sevisecek. Koyun gibi yatmayacak, bir an once su is bitse demeyecek. Asksiz yatmayacak yataga ve sen bunu bileceksin. Bir baba sefkatiyle seni alnindan optugunde bileceksin ki sevgisi gecici ve zayif degildir.Ve sevgiyle optugunde dudaklarindan bileceksin ki Opusun tek sebebi sehvet degildir. Erkek dedigin aldatmayacak. Aldatmak basitliktir. Seviyorum diyorsa aldatmaz erkek dedigin. Aldatiyorsa sevmiyor demektir.Erkek dedigin yakisikli olacak, cekici olacak ama bundan cok daha ote bir sey... Zeki olacak. Kadinin kucuk yalanlara,bahaneler e inanmayacagini, kendisini kendi gibi tanidigini bilecek.Kadinin zekasini kucumsemeyecek kadar zeki olacak. Zeki olacak, seni bir hamur gibi karmasini bilecek, o hamura kendisi katmasinida. Degerlerini bir anlik hevesler ugruna satmayacak. Namussuzlugunu, ahlaksizligini ancak ve ancak seninle yataktayken kullanacak.Yan gozle hatun kesmeyecek, ustune sevgili edinmeyecek. Erkek dedigin once sevecek. Kendini sevmeyen erkekten kimseye hayir gelmez. Bir bakarsin ki yillar sonra bu adamla ne yataga sigiyorsun, ne topraga... Koluna girip gezmesini bileceksin gururla, koynuna alip sevismesini de. Babaligini da bilecek, ana-babaya hurmet etmeyi, kadir kiymet bilmeyi, vefakarligi, fedakarligi. ..Erkek dedigin seni koruyacak, kusatacak. O nerede olursa olsun seni koruyacagini bileceksin. Pisirik olmayacak erkek dedigin.Erkek dedigin erkek olacak guzelim. Seni sadece sen oldugun icin sevecek.Parayla pulla, kariyerle, gucle, kimin ne dedigiyle hareket etmeyecek. Hem sevgilin,hem arkadasin, hem dostun, hem baban, hem cocugun olacak,huzurla bagrina basacaksin. CAN DÜNDAR 3月18日 BİZ TÜRK MİLLETİYİZ SÖZE NE HACETBEDELİ ÇANAKKALE'DE ÖDENDİ Üç aylık bir talimden sonra Mehmet Muzaffer “zabit namzedi” olarak Çanakkale’de idi. (Mart 1916) müttefik İngiliz ve Fransız kuvvetleri, Çanakkale’ de uğradıkları mağlubiyetlerden ve verdikleri yüzellibin zayiattan sonra Boğaz ’ı aşamayacaklarını anlamışlar , 1915’in son haftasıyla 1916’nın ilk haftasında bütün hatları tahliye edip çıkıp gitmişlerdi. Galatasaray Lisesi öğrencisi iken gönüllü Çanakkale cephesine giden zabit (subay) adayı Mehmet Muzaffer Bey'in alayının otomobillerine lastik satın almak için bir gecede (1916 yılı baharı) yaptığı sahte 100 liranın ön yüzü. Paranın altında "bedeli Çanakkale'de altın olarak ödenecektir" yazılıdır. Teğmenliğe yükselen bu vatanseverimiz, 1917 yılında Gazze'de şehit düşmüştür. Muzaffer Çanakkale’ye vardığında harp durmuştu. Zaman zaman İmroz ve Bozcaada’da üslenmiş düşman gemileri ve uçakları bombardımanda bulunuyorlarsa da 1915 Nisan’ın da Aralık sonuna kadar sekiz ay süren kanlı boğuşmalarla kıyasla bu bombardımanlar “ hiç mesabesindeydi.” Çanakkale’de ki birliklerin büyük bir kısmı Kafkas, Irak, ve Filistin cephelerine sevk edeceklerdi. Hazırlanma ve noksanlarına ikmal emri aldılar. Muzaffer birliğinin alay karargahında görevliydi. Alay ’ın kamyon ve otomobil lastiği ile diğer bir takım malzemeye ihtiyacı vardı. Bunlar ise ancak İstanbul’dan sağlanabilirdi. O devirlerde bu gibi basit mübayalar için arttırma yapmak ilanlarda bulunmak ne adetti, ne de bunları kaybedilecek vakit vardı. Her şey “itimat” ile yürürdü. Muzaffer açıkgözlü ve becerikli İstanbul çocuğu olduğundan Karargah, gerekli malzemenin temin ve mubayaasına onu memur etti. İcap eden paranın kendisine itası içinde Erkan-ı Harbiye Riyaseti’ne hitaben yazılı bir tezkereyi eline verdiler. O yıllarda İstanbul’da otomobil ve kamyon nadir rastlanan vasıtalardı. Bunların lastikleri de yok denecek kadar azdı ve karaborsaydı. Muzaffer aradı,uğraştı,nihayet Karaköy’ de bir Yahudi de istediklerini buldu. Fiyatlar pek fahişti , ama yapacak başka bir şey yoktu. Anlaşmaya vardı. Lazım gelen parayı almak üzere Erkan-ı Harbiye’ye gitti. Elindeki tezkereyi tediye merciine havale ettiler. Muzaffer az sonra yaşlı b,r kaymakam Yarbay ’ın huzurundadır. Kaymakam uzatılan tezkereyi okudu. Karşısında hazır ol da duran ihtiyat zabitine baktı. İsteyeceği paranın miktarını sormadan ,”Ne alınacak” dedi. “ Oto kamyon lastiği” cevabını verilince bir an durdu. Sonra Muzaffer’e dik dik baktı : “ Bana bak oğlum! Ben askerin ayağına postal sırtına kaput alacak parayı bulamıyorum. Sen otomobil lastiğinden bahsediyorsun. Haydi yürü git ,insanı günaha sokma para mara yok!... Muzaffer selamı çaktı dışarı çıktı. Harbiye Nezareti’nin ( bugünkü hukuk fakültesi binası) bahçesinden dışarıya ağır ağır yürürken ne yapacağını düşünüyordu. Malzemelere Alay ’ın ihtiyacı vardı. Elindeki( Almanların verdiği) iki Mercedes-Benz kamyon ve iki binek arabası lastiksizdi. Diğer malzemelerde mutlaka lazımdı. Kendisi bulur alır diye görevlendirilmişti. Malzemeyi bulmuştu fakat para yoktu. Eli boş dönemezdi ,bir çaresini bulmak lazımdı... Muzaffer bunları düşüne düşüne Beyazıt Meydanı’na vardı birden durdu. Kendi kendine gülmüştü aradığı çareyi bulmuştu. Doğru tüccar Yahudi’ nin yanına gitti: “ Paranın tediye muamelesi akşamüstü bitecek,ezandan sonra gelip malları alamam . gece kaldıracak yerim yok. Yarın öğleden evvel vapur Çanakkale’ye kalkıyor, yetiştirmem lazım. Onun için sabah ezanında geleceğim malları mutlaka hazır edin...” Tüccar “peki” dedi. Muzaffer tam ayrılırken ilave etti. “Altın para vermiyorlar kağıt para verecekler” Yahudi yine “peki” dedi. Ertesi sabah Muzaffer Merkez Kumandanlığından sağladığı araba ve neferlerle ezan vakti Yahudi’nin kapısındaydı. Ortalık henüz ışıyordu. Tüccar malları hazırlamıştı. Hava gazı fenerinin yarım yamalık aydınlattığı loşlukta mallar arabaya yüklendi. Muzaffer bir yüzlük kaime ( yüz liralık kağıt para) verdi. Araba dörtnal Sirkeci ’ye yollandı. Malzeme şat’a oradan dubada bağlı gemiye aktarıldı. Az sonra da gemi Çanakkale yolunu tutmuştu. Üç gün sonra Yahudi elindeki yüzlük kaimeyi bozdurmak üzere Osmanlı Bankası’na gitti. Bozmadılar zira elindeki para sahte idi. Muzaffer, evrak-ı nakdiyelerin basımında kullanılan kağıtın aynını Karaköy kırtasiyecilerinden tedarik etmiş bütün gece oturmuş çini mürekkebi ve boya ile gerçeğinden bir bakışta ayırt edilemeyecek nefasette taklit bir para yapmıştı. Tüccara verdiği ve yutturduğu para buydu. O devrin hakiki paralarının üzerindeki yazılar arsında bir de şu ibare bulunuyordu: “ Bedeli Dersaadet’te altın olarak tesviye olunacaktır.”Muzaffer yaptığı taklit paradaki bu ibareyi değiştirerek şöyle yazmıştı: “ Bedeli Çanakkale ‘de altın olarak tesviye olunacaktır.” Onun burada altın dediği Çanakkale’de Mehmetçiğin akıttığı, altından daha kıymetli kanı idi. Sahte paraya gelince... Yahudi tüccar bunu mesele yapmadı. Yapmak mı istemedi, yapmaktan mı çekindi bilinemez. Ancak olay bütün İstanbul’da yayıldı. Dünyada emsali olmayan ve olmayacak olan bu hadise Şehzade Halim Efendi’nin kulağına kadar gitti. Şehzade hemen lalasını göndererek Yahudi tüccarı buldurdu. Yüzlük taklit evrak-ı nakdiyeyi bedelini altın olarak ödeyip aldı. Çok zarif sedef kakmalı, içi kadifeli bir mücevher çekmecesine yerleştirip, İstanbul polis okulundaki emniyet müzesine hediye etti. Bu emsalsiz parça müzede şeref mevkiinde muhafaza olundu. ÇANAKKALE ŞEHİDİNİN SON MEKTUBU
ÇANAKKALE SAVAŞINDA KADINLARIMIZÇANAKKALE CEPHESİNDE KADIN SAVAŞÇILARIMIZ Çanakkale Savaşları’nın henüz araştırılmayı bekleyen bir çok siyasal, sosyal ve askeri yönünün daha olduğu bir gerçek. Örneğin; bu savaşların bizde belki de hiç bilinmeyen bir diğer yönü, Çanakkale’de bazı kadın Türk kadın savaşçılarının da, Mehmetçik ile birlikte çarpıştıklarıdır. Konuyla ilgili ilk belgesel bilgilere Avustralya ve Yeni Zelanda arşivlerinde, Anzac askerlerinin Çanakkale’de siperlerde yazdıkları günlük ve mektuplarda rastlanmaktadır. Örneğin, The Age adlı Avustralya gazetesinde, 8 Eylül 1915 tarihinde şu başlıkta bir haber yer almaktadır. “Kadın bir keskin nişancı: ilk günkü çarpışmada vuruldu: J. C. Davies adlı bir asker annesine yazdığı mektupta şöyle demektedir: “... Vurulduğum 18 Mayıs günü, keskin nişancı bir Türk kızı vardı. Güzel, iri yapılı ve 19-21 yaşları arasında görünüyordu. Günün uzunca bir bölümünde sürekli olarak ateş etti. Gerçi bir çok adamımızı vurdu ama gün bitiminden önce Avustralyalı bir asker tarafından vurulunca, gene de üzüldüm. Ölüsünü ele geçirdiğimizde yanında bir Türk erkeğinin cesedini de bulduk. Kadının vücudunda tam 52 kurşun vardı... Bu savaş korkunç” Arşivlerde aynı konuyu dile getiren birkaç mektup ya da günlük daha bulunmaktadır. Gerçi bu tür haberlerin Anzak askerlerinin, zor siper koşullarında, aylarca süren çarpışmaların yıpratıcı etkisinde geliştirdikleri hayal ürünü şeyler olduğu da düşünülebilir. Ancak, “Keskin nişancı Türk kadınları” ve “Türk kadın savaşçılarını” anlatan diğer asker mektupları da incelenip, birbirleriyle karşılaştırıldığında, anlatılanların doğru olma olasılığının çok yüksek olduğu söylenebilir. Kısacası, Çanakkale Savaşları’nın daha birçok yönü, genç araştırmacılarımızın çalışmalarını ve aydınlatılmayı beklemektedir. VATAN ASLA BÖLÜNMEZ YÜREGİMİZLE YÜRÜYEREK GİRİYORUZ TUTMAYIN ÜLEN2月17日 AŞK1) Sesini duyduğunuz anda avuçlarınız terlemeye, kalbiniz deli gibi çarpmaya başlıyorsa… Bu AŞK değil HOŞLANMAKTIR! 2) Ellerinizi ondan çekemiyor, sürekli dokunmak, sarilmak istiyorsanız… Bu AŞK değil ARZULAMAKTIR! 3) Yanınızda bir tek o olduğu için onu istiyorsanız… Bu AŞK değil YALNIZLIKTIR! 4) Herkes onunla olmayı beklediği için onunlaysanız… Bu AŞK değil SADAKATTIR! 5) Size sıcak, yakın davrandığı için onunlaysanız… Bu AŞK değil KENDiNE GÜVENSiZLiKTiR! 6) Üzülmesini istemediğiniz için sadece onunlaysanız… Bu AŞK değil ACIMAKTIR! 7) Ona değer verdiğiniz için hatalarını hoşgörüyorsanız… Bu AŞK değil ARKADAŞLIKTIR! 8) Bütün gün ondan başka hiçbir $ey dü$ünmediğinizi ona söylüyorsanız… Bu AŞK değil KOCA BIR YALANDIR! 9) Onun iyiliği için kendinizden çok şey feda edebiliyorsanız… Bu AŞK değil YARDIMSEVERLIKTIR! Ama eger… O üzgünken sizin de kalbiniz aciyorsa… Işte bu AŞKTIR! Tarif edemediğiniz bir çekim yüzünden ondan bir türlü kopamadiğinizi dü$ünüyorsanız… Işte bu AŞKTIR! O herkese güçlü görünmesine rağmen içindeki zayifliği hissedebiliyorsanız… Işte bu AŞKTIR! 2月15日 NE KADAR GÜZEL DEĞİLMİ
AMA HAYAT BU MU? ZAMANI DURDURAMAYIZ AMA ZAMANI YAŞAYA BİLİRİZ 2月7日 HAYAT GERÇEKTEN GARİP
|
|
|